Marquis de Sade: Tanrıya Karşı Söylev

3 Yorum
Tanrıya Karşı Söylev, Marquis de Sade'ın çeşitli kitaplarından seçilen bölümlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu bölümler, kitabın adından da anlaşılacağı üzere, tanrıya ilişkindir. Ancak yalnızca tanrı değil; tanrı fikrini temele alan din, ruh, cennet-cehennem, kutsallık, ilahi ahlak ve daha bir çok konu da bu kitapta yer almaktadır.

Kitabın daha Giriş kısmında Sade, tanrıya ve tanrının yolunu izlediğini söyleyenlere karşı  takındığı tavrı açık bir şekilde ortaya koyar: "Senden söz etmeyi aklından geçirmiş ilk sersem boğazlansaydı, yeryüzünde ne çok cinayet engellenirdi!"

Sade'ın felsefeye yaklaşımı her zaman çok sert olmuştur. Sadece felsefeye değil; tüm hayata dair, gerek yaşam hikayesi gerekse ürettiği eserler, bugünün 'ilerici' insanları tarafından bile ahlaksızlık şeklinde yorumlanabilmektedir. Oysa Sade, ahlak ile doğayı eş değerde tutar. Ona göre doğada var olan hiçbir eylem ahlaksızlık içermez. Bizler kendi zevkimiz için yaşamalıyız ve kendi isteklerimizden utanmamalıyız. Ancak elbette bu salt bir bireyciliğin değil; katı bir akılcılığın yansımasıdır. Çünkü kutsal ve tabu olarak değerlendirilen her şeyin, insanların zaman içerisinde uydurduklarını söyler Sade. Bunların başında da, kuşkusuz tanrı ve din gelmektedir.

"Felsefe her şeyi söylemeli." diyen Sade, tanrının yokluğuna dair aklından geçenleri korkmadan bizlere ulaştırır. İnanca saygının peşine düşmez, çünkü ona göre bu insanlar aldanmaktadır ve insanlara zarar vermektedir; bu sebeple gerçeği söylemek ve tüm insanların da bu gerçeği kabullenmesi lazım gelir. Nietzsche'nin daha sonra söyleyeceği, "İnsan gerçeğin ne kadarına dayanabileceğini bilmelidir." felsefesini benimsemez Sade. Gerçek, tanrının yokluğuysa, insanlar da bunu bilmelidir; ve daha da önemlisi, tanrının yokluğunun kötü bir şey olmadığını, hatta işleri tanrının varlığının karıştırdığını ifade eder.

Sade, tanrının (veya tanrı fikrinin) hiçbir şeyi açıklamadığını söyler. Doğa, kendi kendine bir devinim içerisindeyken her şeyi açıklamaya yeter. Yetmediği noktalarda, daha doğrusu açıklamayı bizlerin kavrayamadığı noktalarda ise tanrıyı işe karıştırmak gereksizdir; çünkü tanrı, doğanın bilinmezlerinden daha bilinir bir varlık değildir. Bu görüşü defalarca belirtir Sade, çünkü bu çok önemlidir. Tanrı fikri, üzerinde fazla düşünülmediği takdirde ancak bir açıklama olabilir; oysa iyice irdelendiği takdirde insanların bilinmezliğe taktıkları mistik bir isim olduğu görülebilir. Bu bakımdan doğa ve deneyimlerimizin dışındaki her şey meçhuldür. Sade bu konu üzerine şunları söyler: 

"İlk güçlüğü açıklayamazken ikinci bir güçlüğe neden ihtiyaç duyuyorsun? Senin tanrına atfettiğin şeyi doğanın yapması mümkünken, niçin doğaya bir efendi arıyorsun ki? Senin anlamadığın şeyin nedeni belki de dünyanın en basit şeyidir. Fizik bilgini yetkinleştirirsen doğayı daha iyi anlarsın, aklını arındır, önyargılarını yok et, o zaman tanrına ihtiyacın olmayacak."

"Sonuçların, daha önce dediğim gibi, kendisi de açıklanmaya ihtiyaç duyan ama kendi hiçbir açıklama sağlamayan senin tanrın gibi doğa dışı nedenler varsaymak zorunda kalmadan, doğal nedenleri olabilir."

"Başlı başına kanıta ihtiyaç duyan şeyleri kanıt olarak kabul etmemi sağlıklı bir mantıkla benden nasıl bekleyebilirsin?"

"Tanrı kuruntusunun bizim zihnimizin sınırlarından doğduğuna kuşkumuz olmasın; gördüğümüz şeyi kime atfedeceğimizi bilmediğimizden, doğanın kavranamaz sırlarını açıklamanın son derece imkânsız olması karşısında, nedenleri bizim meçhulümüz olan bütün etkileri yaratma gücüne sahip bir varlığı bu doğanın üzerine temelsizce yerleştirdik."

Bunun yanı sıra tanrı fikrinin düşünüldüğü gibi evrensel olmadığını ve ilahi yasaların her yerde aynı olmadığına değinir Sade. Her ne kadar Hristiyanlar kendi kutsal emirlerini, Müslümanlar ile Yahudiler de kendi kutsal emirlerini mutlak ve evrensel saysalar da, her dinin emirleri farklılık göstermiş ve daha da önemlisi, her dinin çizdiği tanrı portresi farklılıklar göstermiştir."Ne kadar ülke varsa o kadar tanrı var. Ne kadar farklı kafa ya da hayal gücü varsa bu tanrılara hizmet etmenin de o kadar farklı biçimi var." der Sade. Ve haklıdır. Her din mensubunun kendi tanrısını mutlak ve evrensel kılma isteği bir çeşit bireysel küstahlık ve toplumsal fanatizm yansımasıdır. Yine Sade bu gerçeği şöyle ifade eder:

"Eğer bütün insanlar tanrının eşit eseriyse, insana sonsuz işkenceye mal olacak suç türleri üzerinde niçin herkes hemfikir değildir? Niçin Çinli açısından cenneti hak eden kişiyi Hotantolu lanetlemekledir? Ya da Hıristiyan cehenneme layıkken Çinli’nin cenneti hak etmesi nereden kaynaklanır? Sonsuz işkencelerden kaçınmak için ve mutluluğa varmak için hayal edilen çocuksu ve gülünç icatları tarif etme, mutluluğu bulmak için kullanmak gereken araçlar konusunda paganların, Yahudilerin, Muhammed yandaşlarının, Hıristiyanların farklı görüşlerine gönderme yapmak istersek bu liste bitmek bilmez."

Kitapta yalnızca tanrı fikrinin geçersizliği ve gereksizliği değil; tanrı fikrinin yan ürünü olan cennet-cehennem dogması, ruh kavramı ve mucizeler de ele alınmakta ve Sade'ın keskin dilinden payına düşeni almaktadır. Cehennemin kaynağına ilişkin blog içerisinde bulunan şu başlıktaki bilgilere paralel bir açıklamanın ardından, şöyle der Sade, "Cehennem dogması bir sultaydı, rahiplerin insanlara yüklemek istedikleri fazladan bir bağdı; korkunun ruhlar üzerindeki nüfuzu biliniyor ve politikanın, boyun eğdirmek söz konusu olduğunda korkuya her zaman ihtiyaç duyduğu da biliniyor." Aynı şekilde cennet kavramını da eleştirir Sade: "Cennet dogmasına da cehennem dogmasından daha fazla inanmayalım: Her ikisi de insanların görüşlerini zincirleme ve egemenlerin despotik sultası altında insanı boynu eğik tutma iddiasındaki dinsel zorbaların acımasız icatlarıdır."

Tanrı'ya Karşı Söylev'in bir kısmını oluşturan Dolmance'nin Söylevi, blogda Tanrının ve Dinin Tarihi adıyla yayımlandı. Şayet Sade'ın genel üslubuna ve bakış açısına aşina değilseniz veya kitaba ilişkin bir pasaj okuyarak fikir edinmek istiyorsanız ilgili yazıyı öneririm. Ve bu vesileyle, yine Sade'a ait olan Yatak Odasında Felsefe adlı kitabı da önereyim. Belki ilerleyen günlerde o kitap için de ayrı bir tanıtım başlığı açarım.

Son olarak kitabın tanıtım bültenindeki şu kısmı eklemekte fayda var:

"Ey sen, dünyada mevcut her şeyi yarattığı söylenen: hakkında en ufak bir fikrim olmayan sen; ancak lafta tanıdığım ve her gün yanılan insanların bana söyledikleri kadar bildiğim sen; tanrı denen acayip ve hayal mahsulü varlık, kesinlikle, gerçekten ve herkesin önünde ilan ediyorum ki sana en ufak bir inancım yok. Ve bunun da nedeni gayet mükemmel: dünyadaki hiçbir şeyin akla yatkınlığına kanıt olmadığı saçma bir varoluşa beni ikna edecek hiçbir şey bulamıyorum.

Ey yanlışın ve fanatizmin kör ettiği zayıf ve saçma faniler, tepesi tıraşlı rahiplerin batıl inancının sizi gömdüğü tehlikeli yanılsamalardan vazgeçin! Onların size bir Tanrı sunmalarındaki müthiş çıkarı ve bu tür yalanların sizin mallarınız ve ruhlarınız üzerinde onlara sağladığı itibarı düşünün! Yüreğinizde bir ibadet ihtiyacı duyuyorsanız, tutkularınızın somut nesnelerine yönelin: gerçek bir şey sizi en azından bu doğal saygı içinde tatmin edecektir. Ama tanrıya yönelik iki, üç saatlik sofuluğun ardından ne hissediyorsunuz? Sizin duyularınıza hiçbir şey sağlamayan soğuk bir hiçlik, tiksinti verici bir boşluk. Düşlere ve gölgelere tapmış olsaydınız da duyularınız aynı durumda olurdu! İndirin batıl inanç ağacına son darbeyi; dalları budamakla yetinmeyin: Etkileri bu kadar bulaşıcı olan bir bitkiyi tamamen kökünden söküp atın!

Tanrıları devirerek, aşıralım gök gürültülerini onların ve yıkalım bu ışıltılı şimşekle ürkütücü bir dünyada hoşumuza gitmeyen her şeyi!"

Kitabı İncelemek İçin Buraya Tıklayın

3 yorum:

  1. Bu güzel ve detaylı tanıtım için teşekkürler! Kitap ve yazarı öyle çok ilgimi çekti ki kitabı en kısa sürede almayı planlıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli yorumunuz için asıl ben teşekkür ederim Mustafa Bey.

      Uygun fırsatı yakaladığımda blogun kütüphane kısmını zenginleştirmeyi istiyordum zaten, bu yorumunuz benim için motive edici oldu.

      Saygılarımla.

      Sil
  2. Kitabı bende almak istiyorum fakat bulamadım, sahaflarıda gezdim yok..

    YanıtlaSil