İlhan Arsel: Şeriat ve Kölelik

32 Yorum

Turan Dursun ile birlikte Türkiye'deki İslam eleştirmenlerinin başında gelen isimlerden biri olan İlhan Arsel, özellikle şeriat rejimini ele alan ve bu rejimin eksik, hatalı ve yanlış yönlerini ortaya koyan önemli çalışmalar yapmış, kitaplar yayınlamıştır. Kur'an Eleştirisi, İslam'a Göre Diğer Dinler, Şeriat ve Kadın, Kur'an'daki Tanrı: Muhammed'in Tanrı Anlayışı ve Müslümanlık Sınavı gibi önemli eserleri bulunan Arsel'in Şeriat ve Kölelik adlı bu kitabı, belki diğer eserleri kadar çok bilinmiyor, ancak en az onlar kadar sert ve ağır darbeler indiriyor şeriat rejimine karşı.

Günümüzde, çoğu Müslüman, Kur'an'ın köleliği tamamen kaldırdığını, Muhammed'in köleliğe karşı tutum ve davranışlar içinde bulunduğunu sanmaktadır. Oysa İlhan Arsel bu kitabında, gerek Kur'an'da gerekse de Muhammed'in özel yaşamında köleliğe karşı bir tutum sergilenmediğini, hatta aksine, Muhammed'in özel yaşamında köleliği teşvik edici uygulamalarda bulunduğunu, Kur'an'da ise kölelik kurumunu ortadan kaldırmayı hedeflemeyen ve hatta köleleri (cariyeleri) doğal bir sınıf olarak gören emirlerin olduğunu ortaya koymaktadır.

İlhan Arsel, aynı zamanda, şeriatın bir gerçeği olan köleliğin göz ardı edilmesi için 'ılımlı islam' yanlılarının öne sürdüğü iddiaları da ele almakta, şeriatın uygulamalarını ve zihin yapısını ve daha da önemlisi bu 'karanlık' düşüncenin Kur'an'dan beslendiğini öne sürmektedir. Örneğin, Kur'an'ın köleliği kaldırmak değil, devam ettirmek amacında olduğunu, köleliği doğal bir kuruluş saymanın yanı sıra, köleleri 'eşya' sınıfına soktuğunu, Kur'an'daki köle azatlama ile ilgili ayetlerin aslında hiçbir hükmünün olmadığını, çünkü uygulamada pamuk ipliğine bağlı ve köle sahibinin keyfine kalmış bir durum olduğunu ve en önemlisi, Muhammed'in köle ve cariyelerden yararlandığını ve onları kendi çıkarları uğruna kullandığını ve buna dayanarak Muhammed'in ölümünden yüzlerce yıl sonra bile, onun uygulamalarına ve Kur'an'a dayanarak İslam'ın hüküm sürdüğü coğrafyalarda kölelik kuruluşunun yaşayabildiğini belirtmektedir.

Evrensel olduğu ve istisnasız bir biçimde içindeki tüm emirleriyle ahlaki bir emsal teşkil ettiği iddia edilen bir kitapta, Kur'an'da, ve bu kitabın uygulanış biçimi olan İslam'da, artık günümüzde kabul edilmeyen ve insanlığa karşı suç sayılan bir kuruluş olan köleliğin olması ve kendisine uygulama alanı bulması, şüphesiz ki kabul edilmesi güç bir durumdur. Ancak yine de, açık bir biçimde ortada duran bu gerçekleri görmek istemeyenler, dünyada vuku bulan her kötü durum ve olay için öne sürdükleri gibi, köleliğin de, Kur'an'ın ve İslam'ın değil, insanların suçu olduğunu söyleyebilirler. Oysa tarafsız bir biçimde inceleme yapılabilirse, böylesi ilkel bir kuruma izin veren ve uygulama alanı açanın bizzat Kur'an ve Muhammed olduğu ortaya koyulabilir.

Son olarak İlhan Arsel'in Şeriat ve Kölelik adlı kitabının Sunuş kısmı için yazdıklarını alıntılamakta fayda var:

Her konuda olduğu gibi “kölelik” konusunda da şeriat, kapkaranlık bir zihniyetin ifadesi olarak karşımızdadır. Şu bakımdan ki, insan varlığının kutsallığı ve haysiyeti ile bağdaşmaz kuruluşları ve bu arada köleliği, hiçbir itiraz ve direnişe olanak bırakmadan, yüzyıllar boyunca sürdüregelmiştir: Hem de gökten indiği söylenen emirlere ve bu emirlerden çıkma geleneklere dayalı olarak.

Gerçekten de şeriat hükümleri, kaynaklarıyla belirteceğimiz gibi, köleliğin “doğal” bir kuruluş olup “köle” ile “hür” arasında hukuki eşitsizlikler bulunduğunu, savaşlarda alınan esirlerin köle (ya da cariye) olarak paylaşılmasının “Tanrı emri” olduğunu ortaya vurmaktadır. O kadar ki, Kur’an’da Tanrı’nın büyük cömertlikle Muhammed’e ganimet olarak köleler, cariyeler helal ettiği dahi yazılıdır. Ayet şöyle: “Ey Muhammed! …Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri sana helal kıldık…” (K. 33 Ahzab Suresi, ayet 50)

Yine şeriat verilerine göre Muhammed, yaşamı boyunca ve çeşitli yollardan (ve genellikle savaşlar yolu ile) köleler edinmek, köleleri kendi hizmetinde tutmak (örneğin tarlalarında çalıştırmak, cariyeleri de “odalık” olarak kullanmak), ona buna satmak, hediye etmek, Müslümanlara köle edinmeleri için olanak sağlamak, köleleri azadlamaktansa başkalarına hibe etmenin daha hayırlı bir iş olduğunu anlatmak ve böylece kendinden örnekler yaratmak suretiyle, köleliği, “Tanrısal” ve “dinsel” bir kuruluş olarak geçerli kılmıştır. Hem de öylesine ki, köleleri efendilerine “sadıkane” ve “yararlı” bir şekilde hizmet ettirebilmek için: “Cennet’e ilk girecek olanlar… efendilerine sadakatle hizmet eden kölelerdir.” demiş; ölmeden önceki “Veda haccı” vesilesiyle yaptığı konuşmada: “Efendisinden başkasına intisaba kalkan”ların “Allah’ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün Müslümanların ilencine” uğramalarını dilemiştir.

Muhtemelen bundan dolayıdır ki, köle azadlama işini, her ne kadar bazı kurallara bağlamış ise de, bir bakıma efendisinin keyfine terk etmiş, köle azadlayan kimsenin, azadladığı köle üzerinde “velayet hakkını” ya da “Karabet-i hükmiyye”sini sürdürtmüş, Tanrı’ya ve kendisine dua eden müminlerin köle azadlama zorunluluğundan uzak kalmaları kolaylığını yerleştirmiş ve köleliğin yok olmasını “Kıyamet alameti” şeklinde belirtmiştir.

Bu nedenledir ki tüm İslam ülkelerinde kölelik, yirminci yüzyıla gelinceye kadar “doğal” ve “resmi” bir kuruluş olarak iş görmüştür; panayırlarda ve esir pazarlarında insanlar, tıpkı hayvanlar gibi parayla alınıp satılabilmişlerdir.

20. yüzyılın başlarında kölelik, Müslüman ülkelerde resmen kaldırılmaya başlanmış olmakla beraber, ne uygulanması gerçekten yok edilebilmiş ve ne de zihniyet olarak terk edilebilmiştir. O kadar ki İslam dünyasının en büyük “bilim” yuvası sayılan el-Ezher Üniversitesi, köleliğin Kur’an’dan kaynaklanan bir kuruluş olduğunu ve savaş esirlerinin “köle” olarak kullanılmalarının doğal olduğunu savunmaktan geri kalmamıştır (Bkz. “Macalla”, Temmuz 1962). Yine bunun gibi 1962 yılında Kral Faysal, Batı ülkelerinin zorlamasıyla köleliği kaldırır görünürken, din adamları, bu kuruluşun temellerinin Kur’an’da yattığını söyleyerek, direnme yolunu seçmişlerdir.

Din sorunları alanında “allame”liği kimseye bırakmak istemeyen bizim kendi mollalarımız ise, yirmi birinci yüzyıla girmek üzere bulunduğumuz şu dönemlerde bile hâlâ, İslamda köleliğin (cariyeliğin) “Harp esirleri kurumunu inhisar ettirildiğini” ve bu nedenle “güncelliğini yitirmiş bir konu olmadığını” belirterek “İslam’da cariye harp esiridir. Harbler ise dünyamızın gündemindedir.” diye ahkâm yürütürler. Onların bu “parlak” görüşlerinden anlaşılan o ki, İslamda kölelik zihniyeti, daha nice yılar boyunca, sonu gelmez bir “iltifata” mazhar olacak demektir. Nitekim Atatürk’ün büyük bir idealizmle yıkmak istediği bu zihniyet, farklı adlar altında bugün hâlâ hükmünü sürdürmektedir: Çoğu evlerde çalıştırılan “beslemeler” (ki yoksul ailelerden allınmış küçücük kızlar olup köleden farksız şekilde iş görürler) bunun canlı kanıtlarından biridir.

*

1400 yıllık uygulamanın ortaya vurduğu gerçek bu olduğu halde, şeriatçılar, bu gerçeği görmezlikten gelerek ve şeriat verileriyle olmadık cambazlıklara girişerek, İslamın köleliğe karşı olduğunu, köleliği daha ilk anlardan itibaren ortadan kaldırma amacına yönelik bulunduğunu, fakat toplumda düzensizlik olmasın diye bu işi zamana bıraktığını söylemekten geri kalmazlar. Söylerken de kendilerine dayanarak edindikleri yalanların, hem bir yandan Tanrı fikrini zedelediğini ve hem de insanlarımızın kafalarını ütülediğini düşünmezler. Düşünseler ile şunu bilirler ki, karşılarında, şeriatın içeriğinden habersiz, akılcı güçten nasipsiz ve her şeye körü körüne inanmaya hazır yığınlar vardır.

Bizlere düşen göre, hiç yılmadan, bu yığınları, şeriatçının yalanlarına kanmayacak kerteye ulaştırıp, onların pençesinden kurtarmaktır. Bu da ancak şeriatın içyüzünü eleştirip sergilemekle mümkündür. 

Kitabı İncelemek İçin Tıklayın...

32 yorum:

  1. ateizm bütün dini inanışları yok etmek için kurulmuş terörist bir inanç sistemidir. düzenli birlik olan devletlere karşı kurulmuş terör örgütleri gibi.çünkü insan sıfatlı bu hayvanların tek bir amacı vardır ortalığı terörize etmek.hadleri olmadan kutlu bir peygambere bile türlü yakıştırmalar yapabilirler bu hayvanlar.allah cehennemi boşuna yaratmadı.yarattığı kullar içinde bu gibi sapıklarında olabileceğini galubeladan beri biliyordu.onun içindirki yüzyıllardır fikirleri yayılmamış ve toplumlardan dışlanmışlardır bu pislikler teröristler.allah hepsinin belasını versin.amin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Şimdi siz bir de dininizin hoşgörü emrettiğini falan düşünüyorsunuzdur.

      Sil
    2. allah korkusu iclerinde okadar buyuk bir nefrete neden olur ki , kin kusturur insani.
      Yapilan dinci yorumlar da bunu gosterir. Gucu allahtan alip sana lanet okuyarak icini rahatlatir. Icinden bir ses sana cennette gosterecegim der. Boyle bir adam cennete gidecekse ben gitmeyim daha iyi :) amin :))

      Sil
    3. Sayın Adsız, lütfen söyler misiniz, Allah "yarattığı kullar içinde bu gibi sapıklarında olabileceğini galubeladan (doğrusu kalu bela) beri biliyordu" da öyleyse neden yarattı onları? İnandığınız Allah, yarattığı kulların kaderini ilm-i ezelisiyle ezelden beri bilmesine rağmen niçin yaratıyor onları? Üstelik cehennem" denilen harlı alevde yanacağını bilmesine karşın, yine de o kullarını yaratması hangi sadist hissin tezahürü olabilir?

      Eğer sizin inandığınız Allah, sadist ve despot bir Melik ise, buna bir şey diyemem; ama teorikte içbir mümin, böyle bir Allah'a iman etmez, değil mi?

      Öte yandan, müminlerin merhametli ve adil olarak gördükleri Allah, İslam dışındaki bütün dinleri (onları da kendisi gönderdiği halde?) yok sayıp "Allah indinde din yalnız İslam'dır." diyor ve bu bağlamda da: "Kafirlerin yaptığı iyilikler hebaen mensur (saçılmış toprağın dağılması gibi) yok olup gidecektir." ifadesini kullanıyor.

      Şimdi lütfen söyler misiniz? Edison gibi bir kafir (?) 80 küsur yıllık hayatında yapmış olduğu onca hizmete bedel sonsuz (dile kolay sonsuz) azabı hak edecek ne yaptı? 80 yıllık kafirliğin bedeli (sinn-i teklif olan 15'i de çıkarmadım) sonsuz azap ise kafanızdaki adil ve merhametli Tanrı figürünü ne ile izah edeceksiniz?

      Bir Yaratıcı, kendi yarattığı bir kuluna 80 yıl ömür verip onu sonsuz ateşe mahkum eder mi? Ederse, ona Yaratıcı denir mi?

      Müslüman mantığının ne kadar şirazesiz ve gayr-i muntazam olduğunu fark edebiliyor musunuz? Zaten bu yüzden, İslam alimleri her konuda ihtilaf içinde maalesef. Hiçbir konuda hemfikir olan alim yok nerdeyse? Buna "muhkem" diye bilinen ayetler de dahil üstelik. Neresinden tutsan elinde kalıyor yazık ki?

      Not: Eskiler, "üslub-ı beyan ayniyle insan" derlerdi. Bu siteye gelen yorumların (özellikle radikal yorumların) üslubu, "müslüman mantığı"nı çok iyi özetliyor aslında. Ne diyelim, Allah hidayet versin(!)

      Sil
  2. senin gibi siyonizme hizmet eden paralı asker olacağıma şerefimle ölürüm daha iyi be.inançsız pis köpek

    YanıtlaSil
  3. söyle bakalım sayın hayyo bugüne kadar kaç gencimizi kirli emellerinize alet edip beyinlerini yıkadınız.örgüte kaç tane militan kazandırdınız.necisin sen topik kime hizmet ediyon patronun kim satılmış it.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım ciddi değilsinizdir, yani gerçekten de aklınız böyle çalışmıyordur. Aksi durumda, insanlık için utanç kaynağı sayılacak zihne, anlayışa ve kişiliğe sahipsiniz demektir, ki beni pek ırgalamasa bile, yine de ben, sizin yerinize hicap duyarım bundan.

      Sil
  4. patronun kim onu söyle hayyam bey

    YanıtlaSil
  5. senin gibi pek çok eğitimli köpek gördüm necisin sen olum hangi yasa dışı dergiye çalışıyorsun söylesene it

    YanıtlaSil
  6. bak hayyam kimin hangi ülkenin ajanısın amacın ne senin çıkarın ne hangi terör örgütüne yardım ve yataklık ediyorsun söyle bakalım hadi gülüm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız, artık size sayın demeye gerek görmüyorum, çünkü bu sıfatı hak ettiğinizi düşünmüyorum. Ama ben yine de sizinle aynı seviyeye inecek, edep ve terbiye çizgisinden çıkacak değilim, endişelenmeyin. Sayın Hayyam'ın, eşine az rastlanır bir olgunlukla, sizin için yazdığı yorum gerçekten acıklıydı, bunu ne yazık ki göremiyorsunuz, görebilseniz kendiniz için, kendi adınıza üzülür ve utanırdınız. Bizler sizin kişiliğinizi değil, inandığınız dinsel ve kültürel dogmaları, yanlışları eleştiriyoruz. Son yazdıklarınız, bizlerin ne kadar haklı olduğunu, sizlerin nasıl yanlış şeylere inandığını gösteriyor aslında. İşte din bu yüzden yanlıştır: Bizleri sizin gözünüzde düşman gibi, her türlü aşağılanmayı ve hakareti hak eden aşağılık yaratıklar gibi gösterdiği için; mümkünse öldürülmemizin meşru sayılacağına, hatta bunun için size ödül (cennet) verileceğine sizi inandırdığı için; sırf sizinle aynı şeye inanmadık diye (sizlerden çok daha iyi insanlar olsak, bir karıncayı bile incitmeden yaşayıp ölsek bile) cehennemde sonsuza kadar yanarak işkence çekmemizi dilemenizi sağladığı için; din yanlıştır, din zehirdir. Umarım geç olmadan uyanırsınız.

      Sil
  7. şereften yoksun insan senin kaptanlığında rotasını çizen gençlere çok acıyorum.ben size aynı soruyu soruyorum.kimin için çalışıyorsunuz köpekler amacınız ne hangi dergide yazıyorsunuz.kime ajanlık ediyorsunuz.siz kimsiniz olum ne ayaksınız şerefsizler.siz kimsiniz ki peygambere hakaret yetkisini kendinizde buluyorsunuz dümbükler.ulan sizi doğuran anaya acıyorum uyuz ayyaş köpekler.hangi örgüte hizmet ediyorsunuz.bana demagoji yapmayın açık cevaplar verin.

    YanıtlaSil
  8. şerefsiz it cemo sen benim dinime en büyük hakaretleri edeceksin sonra hiç birşey olmamış gibi işin içinden çıkacaksın yok öyle bir dünya top

    YanıtlaSil
  9. konuşsanıza pezevenkler kimin için çalışıyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağınızı toplayın artık, yeter. Gerçekten bu kadar geri kafalı ve ahmaksanız, durumunuz içler acısı. Yok, hani internette yaygın olan 'troll' eylemlerinden birini gerçekleştirmeye çalışıyorsanız, yine de buradan bakınca çok aptal gözüküyorsunuz.

      Bundan sonra tekrar edepsizce şeyler yazarsanız yorumunuzu sileceğim. Sonra 'gerçekleri söyledim dayanamadılar' diye düşünmeyin, dayanamadığımız şey sizin ahlaksızlığınız ve aptallığınız.

      Sil
  10. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Sinirli bir şekilde söyledikleriniz her ne kadar kendinizce doğrular içerse de, şimdiye dek elimizden geldiğince bu blogun karşılıklı küfürleşme yeri olmaması için çalıştık. Bu bakımdan biraz daha özen gösterirseniz söylediklerinize, sevinirim.

      Saygılarımla.

      Sil
    2. Sayın Adsız, siz gerçekten mümin bir insansanız size yazıklar olsun! Bir müslümanın ağzına bu tür küfürler hiçbir şekilde yakışmaz, Allah sizi hidayet versin, af dileyin, yoksa cehennemde yanarsınız. Sonra size bir sorum var? Arama motorunda ne gibi bir sözcük ile arama yaptınızda bu siteyi buldunuz? yoksa Allahın varlığından süphe mi ediyorsunuz, haŞA,. Aklını başına topla müminlerin oldugu sıteye gir! Yok sen bir mümin değil müslümanları karalamak için küfür eden aciz bir varlık isen sana diyecek lafım yok, sen insan bile değilsin.

      Sil
    3. Sayın Hayyam,
      Bu insalıktan yoksun Adsıza şaştığım kadar size de şaşıyorum, madem Tanrıya inanmıyorsunuz, ne diye böyle bir site kurma zahmetine gigiyorsunuz? Yoksa şüphenizmi var, amacınız ne? Yoksa kalbiniz derin köşelerine kuşkumu var? Ben inanmadığın, yok varsaydığım konular üzerinde fikir yürütmeyi zaman kaybı sayarım. Küfürbazın haklı olduğu bir konu var amacınız ne? Tanrıya inanan insanlar daha mutlu bir hayat yaşarlar, cünkü onların varoluşu bir nedene bağlıdır, onlar Tanrısal bir planda yerini alan öğelerdir ve boşu boşuna, tesadüfen varolmazlar, boşu boşuna yaşamazlar... Hayvan ile İnsan-ı kamil arasında değişik mertebeler vardır... Dürüst olun, Tanrıyı inkar etmek istiyorum ama birtürlü beceremiyorum deyin ve bu siteyi kendimi ikna etmek için kurdum deyin. Sizler kibar insanlara benziyorsunuz, Tanrının ışığı sizin üzerinize olsun, AMİN

      Sil
    4. Sayın Tanrıkulu,

      Blogda şimdiye dek binlerce sayfa doküman paylaşıldı, acaba bunlardan kaçını okudunuz? Aynı şekilde, binlerce yorum bulunmaktadır blogda ve bunların yüzlercesi şahsıma aitti, bunlardan kaçını okudunuz? Amacınız gerçekten amacımızı anlamak mı, yoksa peşin yargılarla bir şeyleri ifade etmek mi?

      Blogun genel amacını şu başlıkta bulabilirsiniz: http://tanrivarmi.blogspot.com/2008/02/hakkimizda.html Ancak size karşı ayrıca bir cevap vermem gerekirse, insanların doğru bildikleri şeyler üzerine yazıp çizmelerinde, toplumun genelindeki yanlış yargıları göstermesinde nasıl bir kötü niyet olabilir?

      Şayet gönderdiğim linki okursanız ve blogdaki yazıları biraz takip ederseniz, asıl amacın, toplumun baskısı yüzünden din ve tanrı gibi kavramlar hakkında istediği gibi araştırma yapamayan ve seküler sorgulamayı kaynak edinmek isteyenlere bir yardımda bulunmak olduğunu görürsnüz. Tabii ki, blogun tek yazarı da ben değilim. Sayın Erol, bilimsel konuları ele alıp işleyerek, yine bireyin merakını diri tutacak, zihnini işletecek konulara değinirken, Sayın Cem de, denemeleriyle sorgulayan bir aklın nasıl olduğunu ve nerelere ulaştığını bizlere göstermektedir.

      Diğer bir anlatımla, burası, kendi inançsızlığımızı pekiştirmek adına kurduğumuz bir platform olmadığı gibi, inançsızlığı yayma amacı da taşımamaktadır. Hiç şüphe yok ki, blogun irdeleme alanına giren konularla ilgilenen pek çok kimse vardır ve bizler de, o kimselerle bir araya gelme, çeşitli fikir ve bilgileri karşılaştırma fırsatı ediniyoruz. Bunda bir art niyet aramanın yersiz olduğunu düşünüyorum.

      Saygılarımla.

      Sil
    5. Sayın Tanrıkulu,

      Ben de, Sayın Hayyam'ın bu açıklamasına, Rene Descartes'in bir deyişi ile katkıda bulunmak isterim.

      "Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et."

      Saygılarımla.

      Sil
    6. Sayın Arkadaşlar,

      Ben size aslında sitenizi araşrırmadan okumadan hiçbir yorum yapmak istemezdim, Ayrıca Hayyam arkaşımızın gönderdiği linkki okudum, teşekkür ederim. Yorum yapmama sebeb olan Adsız oldu, bir insanın ağzına yakışmıyacak sıfatlar ile sizi nitelemesi buna sebeb oldu. Ben cevabımı aldım, sağolun. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Ancak ABD bütün ülkenin üstüne kara çarşafı çekerken, siz bu toplumu lamba ile değil holojen projektörler ile bile aydınlatamassınız.

      Saygılarımla,

      Sil
  11. allah yok din palavra6 Aralık 2013 12:52

    Abi nasıl bir kafa yapısıdır bu adam hala cehennemde yanarsın diyor. sanki tanrısıyla cehennemi birlikte gezmişler gibi kesin konuşuyor! Acıyorum gerçekten insanın bu kadar cehalet sergilemesine, bunlar yakında şeriatı getirirlerse şaşmayalım. Çünkü oraya doğru sürükleniyoruz. Allah sonumuzu hayretsin demek istiyorum fakat olmayan şey nasıl hayır getirecek bilemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küçük bi çocuğu sinirlendirirsenizde bazen babam seni/sizi dövecek diyor;
      Küçüklüğüne vermek lazım; çocukluğuna, vermek lazım;

      Hiç büyümedik ki biz,
      Büyüdük,
      İnsan kaldık yine,
      Çocukken çocuk insan;
      Büyüyünce büyük insan,
      Olduk mu? Olamadık mı? biz;

      bilgi büyütür,
      bilgi sular aklı ve düşünceyi;
      Kesin çözümlerde şöyle denir;
      Mantık ve felsefeyi birbrine karıştır, iyice yedir ama birbirine, iyice erisin birbirinde, aklına sür,
      Hiç bi şeycin kalmaz;
      Hiç bi şeyciin kalmaz,

      Böyle çözmeyiz bu denklemleri,
      el atmamız lazım,
      El atmanız lazım,
      Hadi bu taş ıkaldıralım,
      Hadi isterseniz kaldıralım,
      Kaldıralım da altında ne var bakalım;
      Ordan palavralar çıkarsa, sokmaz adamı;
      Yalan ve yanlış can acıtıyor evet, bende biliyorum ama
      Yanılgıyı en iyi kiş ikendi görürsedir, kendi düzelir-düzeltirsedir ama bunu nasıl yapmak lazım, incitmeden kırmadan

      Neden ben vaaz verdim yine,
      Neden bu yanılgıya düştüm dalgacı,
      Mizah nerde dalgacı, mizah nerde,

      Bak mizahta yanacaksınız sonra;
      Cehennem yerine mizah koydu Tamrım;
      Matematik adı Tamrımın;
      Yanlış atama matrakçı yanlış atama;
      Ben gider, saçmaladım yine,
      Tadı mkaçtı, ayarım tutmuyor,
      Mizahı sıkıp ciddiyeti gevşetmem lazım,(Cıvataları memlektin de, gevşemiş;)
      Tanrıyı silmem lazım çok iş,
      İyi de bana bi Tanrı sil verin o zaman
      Nerdee;
      İyi de ben hiç Tanrı çizmedim ki;
      Nerdee;

      Sil
    2. Günaydın!
      Bunlar yakında şeriatı getirirlerse şaşmayalım diyorsun, şeriat geldi bilgilerine sunarım. Türkiye'de Devlet Kuruluşlarından T.C. ibaresi silniyor, Parlamento'da KARA ÇARŞAFLI bayan Milletvekilleri, Silahlı kuvvetler, tek kurşun sıkılmadan teslim alınmıştır! Anayasanın değişmez maddelerinin güvencesi olan silahlı kuvetler bitmiştir. Hepimize gecmiş olsun.

      Ateistim diyorsan zaten bu konunun sizin için kapanmiş olması lazım. Ateizm aynı Teizm gibi dogmaya dayanır, sabiteler ile yola çıkıldığı zaman FELSEFEYİ unutmak lazım, yoksa onun adı yobazlık olur!

      Son olarak senden bir rica'da bulunmak istiyorum, objektif ol bir düşün ve kızma, rahat ol! Ateist olmuşşun ama Arap ve Müslüman Kültüründen kurtulamamişşın, yoksa Allah yerine Tanrı derdin! Birde Osmanlidan kalma YALAKA KÜLTÜRÜ, akrabalık ilişkilerin olmayan insanlara abi, abla, dayı... gibi hitap şekilleri bunun en güzel örnkleridir ve kesinlikle saygı ile alakası yokyur. Konuyu pekiştirmek için yaşayarak gördüğüm iki örnek vereyim size: Genç bir arkadaş simitçiden simit alıyor, simitçi yaklaşık 60 yasında. Babası yaşında adama, kardeşim bana oradan iki simit ver diyor. Yalaklalık sisteminde bu gayet mantıklı! Öbür taraftan 60 yaşında adam hastanede oğlu yaşındaki memura abi diye hitap ediyor, bu yalakalık sisteminde çok mantıklı, köprüyü geçene kadar ayıya dayı. Memura Bey, müstahdeme efendi efendi, aşalarcasına sert bir tonla, bu yalakalık sisteminde gayet normal.

      Erol arkadaşımızın'da yukarıda yazdığı gibi: "Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et." Rene Descartes

      Saygılarımla,

      Sil
  12. zeus yok islam yalan dolan9 Aralık 2013 00:14

    Yanıldığın bir nokta var sayın zeusunkulu !!! Yalakalık tarihinde ömer ali osman yada ebubekir gibi üstatlarım varken ben kimim ki? Yalakalıkta örnek aldığım uçkuruna düşkün bu allah dostları, kendileri gibi zevkinden ödünç vermeyen şizofren, mağara adamını, derisini yüzmeyip peygamberliğe yücelterek yalakalık tarihinde bir ilki başarıp isimlerini tarihe elmas harflerle yazmışlardır$$$Huzur içinde yatsınlar! Hatta bazı havadislere göre bu votan dostları içindeki bazı kimselerin, abartıya kaçarak işi (yalamaya) kadar götürdükleri söylenir. Ama şunu belirtmek isterim ki benim bağışıklık sistemim bir yerleri yalayacak kadar bağışıklık kazanmadığı için sadece “yalakalık” yönlerini örnek alıyorum$ ama senin de hakkını yememek lazım boleynkulu. Sen bizden farklı olarak olmayan bi ayıya sırat köprüsünü geçene kadar her türlü şaklabanlığı yapıp ,dayı diyerek bir ilki başardın! Seni yürekten taktir ediyorum.
    Aslında fikrim değişmeye başlıyor sanırım!!! Ben niçin şeriatın gelmesini istemem ki değil mi? Artık şeriatla yönetilmek istiyorum. Sıkıldım aynı yemeği yemekten artık farklı, lezzetli yemekler yemek istiyorum…ben (erkeğim) , metabolizmam daha hızlı çalışıyor aç duramam.
    Sürç-i lisan ettiysek affola…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  13. Her müslüman şeriat (islam hukuku) ile yönetilmek ister.
    Osmanlı imparatorluğu şeriat (islam hukuku) ile yönetiliyordu.
    Seküler laik demokrasi (hıristiyan hukuku) ile yönetilen T.C'den memnun olmayan insanlar, inadına gidip şeriat (islam hukuku) vaad eden dincilere oy veriyorlar.
    Dünya devleri bunu gördükleri için, T.C'yi ılımlılaştırmaya çalışıyorlar.
    Onların derdi bizim neyle yönetildiğimiz değil, dertleri Osmanlı anlayışı hortlamasın.
    Zaten yüzyıllarca uğraşıp zor yıkmışlar Osmanlı zihniyetini.
    Şeriat dediğiniz islam hukuku gelse iyi.
    Korkumuz şu ki, egemen güçler İran molla rejimi, suriye baas ya da Mısır sisi diktası gibi kontrol edebilecekleri bir sistem isterler.
    Osmanlı gibi kendi başına dikta rejimine asla izin vermeyeceklerdir, yüreğinizi serin tutun...

    YanıtlaSil
  14. İnsanlar sizin kurduğunuz devletten değil, o devletin yaptığı hataları ve yanlışları bildiği için ılımlı islam diyor.ve birde ılımlı islam yönetilebilir bir sömürge demek.

    YanıtlaSil
  15. He şeyin çözümü var ve çok basit.

    Sen de yarat bir Allah ve rahat et, başkasının Allah'ı seni sıkıntıya sokar.

    YanıtlaSil