Emil Michel Cioran: Çürümenin Kitabı

Yorum Yok
Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran'ın 20. yüzyıl Avrupa medeniyetinin doğasına ilişkin kaleme aldığı nihilistik, nüktedan ve aforizmalarla bezenmiş denemelerinden oluşan bir kitaptır.

Romanya'dan Fransa'ya göç ettikten sonra Fransızca yazmak için kendisini zorlayan Cioran, bu kitabını defalarca baştan sona yeniden yazmış ve tamamen hazır olduğunu hissettiğinde yayımlanmasını istemiştir.

İnsanın tapınma isteğine, tanrının güçsüzlüğüne, Antik Yunanlılar'ın çöküşüne ve varoluşun en karamsar ve aşağılık yanlarına değinen Cioran, kendi hayatını da her zaman kasvetli bir baskı ile sürdürmüştür. Ancak buna karşın görüşlerini hassas, canlı ve akıldan çıkmaz bir hoşlukta bizlere sunmaktan da geri kalmamıştır.

İnsanın günümüzdeki yerini, özellikle tarihsel bağlamda toplumsal hareketlerin yansımalarıyla ele alan Cioran, insanlığın gelişim ve değişimini, gerek bireysel gerek toplumsal fanatiklik çerçevesinde ele alarak, değerlerin ve fikirlerin özüne hoyratça inmektedir. Cioran bu denemelerinde sadece gerçekçi olmaya çalışmaktadır ve bu gerçekçilik onu nihilizmin dehlizlerine götürmektedir.

Blogda Cioran'a sık sık yer vermeye çalışmaktayız. İlgili yazılar için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca Çürümenin Kitabı'ndan daha önce Kendini İmha Etmenin Kaynakları başlıklı denemeyi de bloga taşımıştık.

Son olarak kitaptan iki kısa alıntı yaparak yazıya son verelim.
"Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük biraz daha artar.

Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. Her insan, kendinin bir şey önereceği ânı bekler: Ne önerdiği önemli değildir. Bir sesi vardır ya, o yeter. Ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz." (Anti-Peygamber, Sf. 10)
"Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır; ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürülmüş fikir, zaman içindeki yerini alır, bir olay çehresine bürünür: Mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur... İdeolojiler, doktrinler ve kanlı şakalar böyle doğar.

İçgüdüsel olarak putlara taptığımızdan, düşlerimizin ve çıkarlarımızın nesnelerini kayıtsız şartsız şeyler haline getiririz. Tarih, bir Sahte Mutlaklar Geçidi'nden, bahaneler adına dikilmiş bir tapınaklar dizisinden, zihnin Gayri Muhtemel önünde küçülmesinden ibarettir. Dinden uzaklaştığında bile insan dine tâbi kalır; bütün çabasıyla tanrı benzerleri yaratır, sonra da benimser bunları ateşlilikle: İçindeki kurgu ihtiyacı, mitoloji ihtiyacı, apaçık gerçeğin ve gülünçlüğün üstesinden gelir. Bütün cinayetlerinin sorumluluğu tapma gücündedir: Bir tanrıyı yakışıksızca seven kişi, başkalarını da onu sevmeye zorlar, buna razı olmazlarsa onları yok etmeye de hazırdır. Hiçbir hoşgörüsüzlük, ideolojik taviz vermezlik veya din yayıcılığı yoktur ki, şevkin hayvanî temelini açığa vurmasın. Hele insan ilgisizlik melekesi'ni bir yitirsin: Potansiyel bir katil haline gelir. Hele fikrini tanrıya dönüştürsün: Bunun sonuçları sayılamayacak kadar çoktur. Ancak bir tanrı ya da tanrı taklitleri adına insan öldürülür." (Fanatizmin Şeceresi, Sf. 7)
[PDF Formatında Oku / İndir]

0 yorum:

Yorum Gönder