Beynimiz ve Biz: Yenilik ve Muhafazakarlık

7 Yorum
HER beyin yeniliğe, değişikliğe, yeni bakış açısına, farklı fikirlere vb. kavramlara açık değildir. Bunun kökeninde genetik faktörlerle beraber yetişme, yetiştirilme şeklimiz büyük önem arz etmektedir.

Doğduğumuzda sadece beynimizdeki sinir hücreleri diğer adıyla nöronlarla doğmayız. Aynı zamanda bu nöronlar arasında mevcut milyarlarca hatta trilyonlarca bağlar, bağlantılarla (dandrit ve akson) doğarız. 

Büyüdükçe yaşadığımız ortam, çevremizdeki kişilerin öğretilerinin etkileri bize ya yeni düşünce, yeni bakış açılarına yönlendirerek mevcut nöronlarla bağların korunması hatta bu yolda yeni bağlantıların meydana gelmesi şeklinde olur ya da sadece belli kısıtlanmış yönlerde düşünce ve davranışlara yönlendirip mevcut bağlantıların budanmasına (kullanılmayan bağlantıların geri dönüşü olmayacak şekilde kopmasına) neden olur. Başka türlü söylemek gerekirse beyin, aynı düşünce etrafında nöronal örgüsünü örer ve çeşitli düşüncelere kendisini kapatır veya düşünsel çeşitlilik adına yeni nöronal bağlar kurarak sorgulamaya zemin oluşturur.

Nihayetinde, yetişkin olduğumuzda (20-25 yaşlarda) neredeyse ve özellikle karar aldığımız, düşündüğümüz, analiz yaptığımız, akıl yürüttüğümüz, alnımızın arkasında bulunan ve adına prefrontal korteks denilen kısım oluşmuş olur. Diğer söylemle, belirtilen yaş aralığına kadar, düşünen beyindeki nöronal gelişmeler ve bağlantılar devam eder. Beynimizin bu bağlantı yapılanması aynı zamanda kişilik dediğimiz davranış ve düşünce kalıplarımızı da oluşturur. Artık, genetik faktörleri de eksik etmeyerek, yetişme şekline (beynimizdeki bağlantılar) göre muhafazakar, mevcut kural ve değerleri koruyan ve değişmesini istemeyen bireyler oluruz veya yeniliğe, farklı fikirlere, değişikliğe, sorgulamaya açık bireyler haline geliriz. İşte bütün mesele budur.

Peki doğa bunu neden öngörmektedir? Herkesin farklı, yaratıcı, yenilikçi, değişik fikirlere sahip olduğu bir topluluk daha iyi değil midir? Buna verilecek cevap, sadece muhafazakar kişilerden oluşan bir topluluğun olması kadar, her bireyin yenilikçi olması pek de iyi değildir diyebiliriz. 

Mesele sadece yenilik veya değişik fikirleri ortaya koymak değildir. Beyin aynı zamanda bu fikirlerin savunması için bireye duygusal baskı yapar. Çünkü ister muhafazakar olsun ister yenilikçi olsun, beyin için temel istek, hayatta kalabilmektir ve bunu da fikirlerini savunarak yapar. Aslında savunduğu kavram, fikirlerinden öte, var oluşudur. Fikirleri kabul görmeyen birey, aşağılanmış demektir ki, bu, kişinin varlığı için bir tehdittir. Bunu algılayan yer de beynimizde her iki yarı kürede bulunan ve adına amigdala denilen badem şekli ve büyüklüğündeki iki adet oluşumdur.

Buradan da anlıyoruz ki her iki durum da çatışmalara neden olur. Zaten bu nedenledir ki en yenilikçi bir şirkette bile davranış, düşünce ve plan, program akışlarını organize edecek (değerler birliğini sağlayan) bir adet genel müdür veya tepe yöneticisi bulunur. Aksi halde her yenilikçi fikrini savunmaya çalışan kişiler arasında yukarıda da ifade edildiği gibi çatışma kaçınılmaz olur, fikirler faydalı olacaksa bile ortaya olumlu bir sonuç çıkmayabilirdi. Bu çatışmadan kaçınmak isteyen kişiler de bu defa, zaten muhafazakarların ortaya koyduğu değerleri kullanır, politik olur veya Asch'ın uyma davranışına tabi olurlar.

Buna karşılık sadece muhafazakar kişilerden oluşan bir topluluk aynı değerlere sahip olduğu ve bu değerleri korumak, savunmak adına o topluluğun "bir arada" bulunması (aidiyet, mülkiyet vb. temel kavramlar) anlamında devamında çok önemli temel bir argüman oluştururken, değişen çevre şartlarına uyum sağlayamayan, statik düşünce ve bunun getirdiği davranışlarla (gelenek-görenek, örf-adet, inanış vb.) kalıcı olmayan belki de yok olması ile sonuçlanan olan bir topluluğa da neden olabilir.

İşte bu temel iki nedene bağlı olarak, ortak değerler (gelenek-görenek, örf-adet, inanış vb.) bir topluluğun dağılmadan birliğini sürdürürken, yenilikçiler ve bu dinamik beyin yapısında olanlar, yeri geldiğinde mevcut değerlere de karşı çıkarak değişiklikleri gerçekleştirmeye çalışır. Bu yenilikler bazen yıllar öncesinden fikir sahibinin ortadan kaldırılması (İtalyan filozof ve astronom Giordano Bruno) veya engellenmesi ve bu fikrin doğruluğunun, takipçileri ile zaman içinde anlaşılması şeklinde olabileceği gibi, fikir sahibinin bizzat kendisi (Einstein) zamanında da olabilir.

Sonuçta muhafazakar beyin yapısı, topluluğu bir arada tutarken, yenilikçi fikir ve bakış açılarına sahip olanlar ise topluluğun değerlerini yavaş yavaş (belki de yüzyıllar içinde)  veya günün anlayışına uydurarak kalıcılığında rol oynayacaktır.

Özet olarak söylenebilir ki, yetişme şeklimize bağlı olarak beynimizdeki nöronlarla ve bağlantılarla ilgili  oluşan kişiliğimizin etkisiyle, bazen denge sağlayarak bazen de bir tarafın diğeri üzerine etkisi daha fazla olacak şekilde (kilise baskısı veya rönesans dönemi örnekleri gibi) muhafazakar ve yenilikçi bakış açısı arasındaki bu çatışmalar daha uzun yıllar devam edecek gibi görünüyor.


Erol 

7 yorum:

  1. Erol hocam öncelikle merhabalar hazir einsteiniin resmini görmüsken aklima takilan soruyu sorayim dedim.Hocam benim anlamadigim bir durum var 3 4 gundur bu coklu evrenler,paralel evrenler teorisini inceliyorum. Yasam olusmasi icin olan dunyanin hassas ayarini, bu evrende hayat olmasini saglayan olasiliklari sicim teorisi olmak uzere suanda kanit olmadigi halde cok mantikli ve matematiksel olarak oturtan bir teori olan coklu dunyalar teorisinde, bizim fiziksel yasalari olusturan olasiligi acikliyor. Coklu dunyalarin olmasi da muhtemel elbette fakat karanlik enerji 000000000.1 kac sifir var bilmiyorum tam olarak bu turden enerjiye sahip olan evrenimizde, brian green eger bu sifirlardan bir kaci az yada fazla olsa hayatin olusmayacaginin hesaplandigini soyluyor. fakat daha sonra paralel evrende ayni seyeleri yapan bizim gibi ikizimiz olan varliklarin insanlarin sartlarin oldugunu ,hatta birkac yerde hitlerin belki savasi kazandigi bir dunyanin varolacagini sonsuz olasiliklari acikliyor. simdi benim ismim Ahmet diyelim obur evrende de suan bu yaziyi yazan olasilik baglaminda bir ahmet daha mi var. veya benzer olabilirmis ,farkli fiziksel yasalar olabilirmis. bu cok ucuk sacma ve fantastik degil mi? bu konuyu ya ben kavrayamadim tam olarak baska evrenleri aciklayan coklu evrende bizim gibi yasam sartlari olusmus olabilir elbette bize benzer belki ayni yasam sartlarini da kabul edelim. ama ayni seyeleri ayni anda yapmak yada obur evrende dunyanin varolup ayni seylerin, olaylarin hukum surdugu bir dunya hangi hesaplara gore dusunuluyor. briann greenin belgeseli de dahil olmak uzere bircok belgeselde de rastladim. bu cok rahatsiz edici degilmidir? sahsen bende sok etkisi yaratti. evrim teorisi bildigimiz doga gercegi gercekler fizik kurallari, newton fizigi dunyamizdaki evrenimizdeki gercekligimiz belli.fakat bu atom alti parcaciklarin farkli davranmasi olasilik olarak elektronun her yerde olmasi.sonsuz olasilik dahilinde dusunulunce suanda adi kisiligi hayat tarzi belki yasadigi cografya ayni suanki ruh hali hepsini obur evrende ayni sekilde hisseden kopyalarimizin oldugunu da soyluyor bu teori.Bu kuantum teorisi nasil oluyirda boyle birseyi varsayabiliyir brian green normalde karanlik enerji bu ebrende hayat yaratmis diger evrende hayat yaratamaz diyor o hesaptan 3 4 tane sifir silindiginde . Kafa kariatirici veya ben tam olarak mevzuyu anlamadim yada yanlis degerlendirdim yoksa bana mi oyle geliyor bu teori sagduyuya cok aykiri matematiksel olarak gosterilse dahi simdi benle suan bu ayni yaziyi yazan ayni dusunceleri olan ayni kisi paralel evrende mi yaziyor. Benim anladigim buydu cunku anlatilan buydu fakat ne derece bilimsel olabilir anlatan da cok kaliteli bilim insani oldugu ivin dikkate almamak elde degil.. efendim sizin bu konuda ki gorusleriniz nelerdir adminler.. cok merak ediyorum.. cevabiniz icin simdiden cok tesekkur ederim... umarim az cok kafama takilan noktalari anlatabilmisimdir. Sizin gibi bir entellektüele danismadan edemedim erol bey simdiden cok saolun saygilar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acikcasi bu coklu ve paralel evrenler teorisi beni fazlasiyla ürkütüyor. biz normal dunyamizda hayatin neler getirecegini bilemezken sonucta zeka sahibi varliklariz elbette fiziksel yasalar insanin uzerinde etkisi var zaten temel bilimler ama bi zeki kompleks varliklar olarak baska evrende sartlar ayni dahi olsa ayni anda ayni seyi yaomamiz hissetmemiz ruh ikizimizn kopyamizin olmasi hangi ihtimaller dahilinde kabul edilebilir.bunun etkisinden nasil kurtulacagim emin degilim ayni doga sartlari olsa bile hayat olusmus olsa bile orda ki dunyada insanlar dahi olsa hadi bana benzeyen aynim insanda olsun ama kültür denen kavrami nereye koyacagiz. Ordaki insanlarin dili belki cok farkli cok karisik, fantastik ,mantiksiz gibi gelsede bunu briann green gibi lawrance kraus gibi buyuk fizikciler söyleyince dikkate alinmamasi mümkün degil.ama michiau kaku bir yerde okumustum bu coklu evrenler matematiksel olasilik dahilinde varolabilir fakat yok efendim obur evrende hitler savasi kaybedermis farkli seyelr olurmus bu tür seyelr insanlarin ilgisini ceksin ve bilime yönelsin doye uydurulmus seyelrdir demis sanirsam yahu kardsim uyfurulmussada biz ilgi odagi bilim olan insanlarin ciddiye alinmasina bunyemin gereksiz yere şoka girmesine yol aciyor her neyse degerli hicam duygusal konustum biraz ama . Kesin yanildigim sacmaladigim bir nokta vardir doye dusunuyorum. Sizin cevabinizi dört gözle bekliyorum erol bey cok tesekkur ediyorum tekrardan...

      Sil
  2. Einstein de kuantum fizigindeki dolaniklik ilkesinin gecerli okdugunu anlayinca baya mucadele etmis sok etkisi yaratmis ben bu şoku yeni yasiyorum. Bilmiyorum bu kuantum şokunu sizde yasadiniz mi suan dusunsel acidan caresizim kafamda nasil tam olarak oturtayim bilemedim kuantum yenilir yutulurda coklu evrenlerdeki ayni kisilikte goruntude suan ayni seyi yapan ikizimin olma fikri ordaki doga yasalarida ayni diyr olusabilir mi bu cok aykiri gekiyir bana bunun matematiksel dökümü neye dayaniyir bilmiyorum ama urkutucu kesinlikle..

    YanıtlaSil
  3. Suan rahatlamis bulunmaktayim sebebine gelirsek beynimiz mikto ölcekte bir sistem olmadigi icin nöronlar makro bir sistem oldugu icin nöronlar newtoncu makine gibidir.Dağlar kadar calismalar da göstermistir ki bilinç, bilinç altindaki fizyolojik etkileşimden sonra haberdar olmustur burdan hareketle anlamaktayiz ki makro bir sistem olan nöronlar neetoncu mantiga göre hareket ederek evrenimizdeki kurallar tıkır tıkır işlemektedir.nörönlarin davranislarindan disari cikmak bilimsel manada asla mumkun olamayacagi icin bunun sonuclarini yasariz. iste pek bir bilimsel altyapi olmayonca böyle hissetmem dogal sizinde mukemmel tamamlayici yorumunuzu merakla bekliyorum.Erol bey umarim birseyelr yazarak hayat kalitemi tekrardan yükseltirsiniz:)

    YanıtlaSil
  4. Bildigim kadariyla klasik fiziktede bazi belirsizlikler mümkün olabilirmiş.bir dönem cern de görev yapan dr.kerem cankoçak bunu belirtmistir. Mesela kerem cankocak yarin günesın dogup dogmayacagini bile aslinda hesaplayamadigimizi ama sunun bir gercek olarak bir gun 30 dereceyken diger gun asla 2000 derece olamayacaktir.bu da bizim evrenimizin bir nevi kesinlik derecesindeki hesaplarini gösterir.kesin olan budur.Makro kompleks maddelerdeki matematigin ne kadar kesin oldugunu gösterir.

    YanıtlaSil
  5. Aydinlatici yorumlarinizi beklemekteyim .umarim yazarsiniz tesekkür ederim tekrardan.

    YanıtlaSil
  6. Sayın Adsız, öncelikle ilginiz, belirttiğiniz görüşleriniz ve emeğiniz için teşekkür ederim. Ancak, benim ilgi ve dolayısıyla bilgi alanımda olmadığı için sorularınıza cevap veremiyorum. Muhakkak ki, doyurucu cevap verecek bir okurumuzun bu konudaki görüşlerini belirteceğini umuyorum. Esenlik dileklerimle.

    YanıtlaSil