İdam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İdam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ama asıl ve en büyük acı belki de yaralarının acısı değildir. En önemli olan, bir saat sonra, on dakika sonra, yarım dakika sonra, biraz sonra, az sonra o anda ruhunun bedeninden ayrılacağını, artık bir insan olmayacağını, bunun kesin olduğunu, en önemlisi de kesin olduğunu bilmendir.

İşte başını giyotinin altına koyuyorsun, kocaman bıçağın yukarıdan aşağı nasıl kayarak geldiğini duyuyorsun… İşte saniyenin o dörtte biri olan süre en korkuncudur… Biliyor musunuz, benim hayal gücümün ürünü değil bunlar. Çoğu kimse aynı şeyi söylemiyor mu? Buna o kadar inanıyorum ki, doğrudan açtım size düşüncemi.

Cinayet işlediği için bir insanı öldürmek, cinayetin kendisinden de büyük bir suçtur. Mahkeme kararıyla öldürmek, eşkıyanın öldürmesiyle karşılaştırılamayacak kadar korkunçtur. Haydutların gece ormanda veya başka bir yerde boğazına bıçak dayadıkları insanın içinde hâlâ bir kurtulma umudu vardır. Son ana kadar kaçıp ya da yalvarıp kurtulabileceğini umar. Oysa burada, bu umutla ölmek on kez daha kolayken, o son umudu da kesinlikle alırlar elinden. Bir karar söz konusudur burada, kaçıp kurtulabilme olasılığı olmayan bir karar. İçinde korkunç bir ıstırabın, dünyada eşi olmayan bir ıstırabın bulunduğu bir karar. Savaşta bir eri getirip, topun namlusunun önüne koyup üzerine ateş edin. Erin içinde hâlâ bir kurtulma umudu vardır. Ama aynı ere ölüm cezasına çarptırıldığı kararını okuyun, ya aklını yitirir ya da ağlamaya başlar. İnsan doğasının buna aklını yitirmeden katlanabileceğini kim söylemiş? Böylesine çirkin, yersiz, anlamsız bir hakarete ne gerek var? Kendisine ölüm kararı okunup acı çektirildikten sonra “Hadi git, bağışlandın” denen biri vardır belki. İşte o anlatabilir bize bunu… Bu acıyı da, dehşeti de İsa anlatmıştır. Hayır, bir insana yapılacak şey değildir bu!

Budala,
Fyodor Dostoyevski
Werner Herzog'un yönettiği, 2011 yapımı, Into the Abyss (Uçuruma Doğru), 10 yıl önce Texas’da gerçekleşen ve birbiriyle bağlantılı olan 3 cinayet üzerine yoğunlaşıyor.  Filmde anlatıldığı üzere, Michael Perry ve Jason Burkett güvenlikli bir sitede yaşayan Sandra Stotler'ın Camaro marka arabasını çalmak için önce Stotler’ı, ardından oğlu Adam Stotler ve Adam’ın arkadaşı Jeremy Richardson’u öldürüyorlar. Polisle girdikleri çatışma sonrasında yakalan Perry ve Burkett’in çıkartıldıkları mahkeme Perry için idam, Burkett için ömür boyu hapis cezasına karar veriyor.

Filmin neredeyse tamamı Perry ve Burkett’in yanı sıra, her ikisinin aileleri, arkadaşları, kurbanların aileleri, infaz memuru, olayı araştıran polis memuru ve infaz sırasında idam mahkumlarına eşlik eden rahip ile yapılan röportajlardan oluşuyor. Röportajlara olay yeri inceleme vidyo kayıtları, infazın gerçekleştirdiği kurum, mahkeme sırasında verilen tanık ifadeleri eşlik ediyor. Herzog, filmin hiçbir sahnesinde görünmemesine rağmen, soruları ve yorumları ile filmdeki varlığının sürekli altını çiziyor.

Film daha başlar başlamaz, Herzog, idam edilmesine 7 gün kalmış Michael Perry ile yaptığı röportajda kendisine “ Hayat sana kötü kağıtlar dağıtmış, ama bu seni temize çıkarmaz, bu aynı zamanda seni sevmem gerektiği anlamına da gelmez. Ancak sana saygı duyuyorum ve hiç kimsenin başka bir kimsenin hayatını sonlandırmasını doğru bulmuyorum” diyerek söze başlıyor. Yani filmin ilk dakikalarında, yönetmen bize bulunduğu tarafı apaçık söylüyor. Herzog bunu yaparak, belgeselin bütün “nesnellik” ilkesini yıkıyor. Kendi duygu ve düşüncelerini bir tarafa bırakmadan, hatta konu üzerindeki görüşünü net bir şekilde ortaya koyarak taraf oluyor.

Werner Herzog, DOCNYC festivalinde verdiği röportajda yönetmenlerin tamamen tarafsız ve nesnel olması gerektiği görüşüne inanmadığını, kendisinin bir yönetmen olarak filmi “yönettiğini” zaten “yönetmesi” de gerektiğini söylüyor.