Bundan 100 yıl önce, Sigmund Freud tarafından insan doğası hakkında yeni bir teori ortaya atıldı. "Her insanın zihin derinliklerinde saklı ilkel cinsel ve saldırgan güçler" keşfettiğini söylüyordu. Bu güçler kontrol edilmediği takdirde, bireyler ve toplum kaos içinde yok olmaya sürüklenebilirdi. Bu belgesel serisi, iktidarı elinde tutanların kitlesel demokrasi çağında, tehlikeli kalabalıkları kontrol etmek için Freud'un teorilerini nasıl kullandıklarını anlatıyor. Kalabalıklar, kitle davranışı ve onları kontrol etmek adına nelerin nasıl yapıldığını çarpıcı etkisiyle ve anlatımıyla konu alan bu belgesel serisi 4 bölümden oluşuyor.
1. Happiness Machines / Mutluluk Makineleri:
Hikayenin merkezinde sadece Sigmund Freud değil, Freud ailesinin diğer üyeleri de yer alıyor. Bu bölümde Freud'un Amerikalı yeğeni Edward Bernays'den bahsedeceğiz. Günümüzde Bernays neredeyse tamamen unutulmuştur. Fakat 20. yüzyıldaki etkisi neredeyse amcası kadar büyüktür. Çünkü Bernays, Freud'un insan hakkındaki fikirlerini alıp, kitlelerin manipülasyonu için kullanan ilk kişiydi. Seri üretim mallarını insanların bilinçdışı arzularıyla ilişkilendirerek, ihtiyaçları olmayan şeyleri istemeleri için insanları nasıl ikna edeceklerini Amerikan şirketlerine ilk gösteren kişiydi. Buradan yola çıkarak kitleleri kontrol etmenin yollarına dair yeni bir siyasi fikir oluşacaktı. İnsanlar, içlerindeki bencil arzular tatmin edildiğinde mutlu olurken, aynı zamanda uslu çocuklar haline geliyorlardı. Bugün bütün dünyayı saran, sadece tüketen insan modeli böyle başlamıştı.
