Aslında bizde sevgi duygusu yok —bunu fark etmek ne kadar korkunç!
Aslında bizde sevgi yok; duyarlık var, duygusallık, kösnüllük, cinsellik var; sevgi olduğunu sandığımız bir şeylere ilişkin anılarımız var. Ancak aslında sevgi yok. Çünkü, sevgi sahibi olmak demek, şiddete, korkuya, rekabete, tutkuya yer vermemek demektir.
Sevgi duygusuna sahip olsaydınız, asla "Bu benim ailem." demezdiniz. Bir aileniz olabilir ve onlara elinizden geleni veriyor olabilirsiniz, ama onlar sizin aileniz olmayacaktır, bu durum dünyaya karşıdır.
Seviyorsanız, sevgi varsa, barış vardır.
Sevseydiniz, çocuğunuzu bir milliyetçi olacak biçimde, yalnızca bir iş sahibi olup küçük başarılar peşinde koşacak biçimde yetiştirmezdiniz; uyruğunuz olmazdı. Sevseydiniz, din ayrımları da olmazdı. Ama bütün bunlar bu çirkin dünyada gerçekten —varsayımda değil, acı bir biçimde gerçekten— var olduğuna göre, bu sizde sevgi duygusunun bulunmadığını gösterir.
Annenin çocuğuna duyduğu sevgi bile sevgi değildir. Anne çocuğunu gerçekten sevseydi, dünya böyle olur muydu dersiniz? O zaman çocuğunun doğru yiyeceği yediğini, doğru eğitimi aldığını, duyarlı olduğunu, güzelliğin değerini bildiğini, tutkulu, açgözlü ve kıskanç olmadığını görürdü. Demek ki anne, kendisi her ne kadar sevdiğini sansa da, çocuğunu sevmez.
Bunun için bizde sevgi duygusu yoktur.
Jiddu Krishnamurti,
Varanasi, 28 Kasım 1964





