Konstantinos Kavafis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konstantinos Kavafis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Neyi bekliyoruz böyle toplanmış pazar yerine?

Bugün barbarlar geliyormuş buraya.

Neden hiç kıpırtı yok senatoda?
Senatörler neden yasa yapmadan oturuyorlar?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün.
Senatörler neden yasa yapsınlar?
Barbarlar geldi mi bir kez, yasaları onlar yapacaklar.

Neden öyle erken kalkmış imparatorumuz,
şehrin en büyük kapısında neden kurulmuş tahtına,
başında tacı, törene hazır?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onların başbuğunu karşılamaya çıkmış imparatorumuz.
Bir de koca ferman hazırlatmış
ona rütbeler, unvanlar bağışlayan.

İki konsülümüzle yargıçlarımız neden böyle
işlemeli, kırmızı kaftanlar giyinip gelmişler?
Neden böyle yakut bilezikler, parlak,
görkemli zümrüt yüzükler takınmışlar?
Ellerinde neden böyle altın,
gümüş kakmalı asalar var?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onların gözlerini kamaştırırmış böyle takılar.

Ünlü konuşmacılarımız nerde peki,
neden herzamanki gibi söylev çekmiyorlar?

Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onlar pek aldırmazlarmış güzel sözlere.

Neden bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?
(Nasıl da asıldı yüzü herkesin!)
Neden böyle hızla boşalıyor sokaklarla alanlar,
neden herkes dalgın dönüyor evine?

Çünkü hava karardı, barbarlar gelmedi.
ve sınır boyundan dönen habercilere göre,
barbarlar diye kimseler yokmuş artık.

Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
Bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza.

Konstantinos Kavafis
Barbarları Beklerken
1.
Hiç kırda yaşamadım. Başkaları gibi kısa süreler için bile kırlık bir yerde kalmadım. Buna karşlılık kırları övdüğüm bir şiir yazdım; dizelerimi kırlara borçlu olduğumu söylüyorum bu şiirde. Pek övgüye değer bir şiir değil sanırım. Yazılabilecek en az içten şeylerden biri: kusursuz bir yalan. Oysa şimdi kendi kendime soruyorum: gerçekten bir içtenlik eksikliği mi bu? Sanat her zaman yalan söylemez mi zaten? En çok yalan söylediği zaman, en yaratıcı olduğu zaman değil midir? O dizeler yazıldıysa, sanatın bir etkinliği değil mi bu? (O dizelerin kusurları, kuşkusuz içtenlik eksikliğinden gelmiyor: en içten heyecanlara kapıldığında, çoğu kez başarısız oluyor insan.) Bu dizeleri kurduğumda sanatsal bir içtenliğim yok muydu? Düşgücüm sanki gerçekten kırda yaşamışım gibi çalışmıyor muydu?
5.7.1902

2. 
Kendimde olağanüstü yetiler bulunduğunu hissediyorum. İnanıyorum ki isteseydim büyük bir doktor, bir avukat, bir maliyeci, bir mühendis olabilirdim. İki şey gerekirdi bana: öğrenmek için zaman ve yazından vazgeçmek için istenç gücü. Düşüncemin bir yanılsaması mı bu dersiniz? Yeteneklerimi biraz fazla önemsemek mi? Ya da bütün yazarlarda ortak, doğal bir şey mi? -Bütün yazarların sahip olduğu bir güç mü demek istiyorum. Her türlü pratik çalışma, bana kolay geliyor. Ama şunu da kabul etmeliyim: bu kanıda olmama karşın, bana gerekli zaman tanınmazsa, pratik yaşamda başarı göstermem olanaksız. Ama o zaman da genel kategoriye düşüyorum: zaman verilen her insan, orta yetenekte bile olsa, başarılı olabilir. Ama hayır; beni üstün kılan -buna inanıyorum- çok daha az zamana gereksinmem olması. Yine de pratik işlerde başarılı olamayacağımın bilincindeyim, çünkü ruhumu yaralayacak bir zorlama yapmadan, yazın banke-ing'ini derin benliğimden koparıp atmam olanaksız.
"Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın."

Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.

Konstantinos Kavafis
Kaynak