Tansel Semir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tansel Semir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özgürlük düşünmektir! Peki, Düşünmek nedir? Kimler düşünür, kimler düşünemez? Düşüncenin ve düşünmenin kaynağı nedir, nerededir?

Kedi, kedi doğar kedi ölür. Aslan, aslan doğar aslan ölür. Düşünen insan da böyledir. Yani düşünme genetiktir. Eğitim süreci sonunda kişinin, düşüce ile tanışması ile birlikte eylem başlar. Genetik olarak düşünemeyenin sonradan düşünmesi –genlerle oynamadıktan sonra- olanaksızdır. Bize bunu biyoloji bilimi söylemektedir. Tersini söyleyenin bunu kanıtlaması gerekir.

Düşünmek bir süreçtir. Bu süreç embriyodan başlar ölene dek sürer. Düşünmenin özünde değişim vardır. Değişimin özünde ise doğrunun tekliği vardır. Düşünmek değişerek çoğalır; tek ve doğru olarak sonsuzlaşır.

Düşünmek insanın doğruya yönelmesi ve onu özümsemesi demektir. İtici bir güç vardır ve bunun kaynağı algıda yatmaktadır. Her yanlış, düşünen bireyde acı ve korku yaratır. Acı ve korkuyu algılayan düşünen birey, araştırmaya ve sorgulamaya yönelir. Bu yönelmenin sonunda birey doğruya ulaşmak ister. Doğruya yani gerçeğe ulaşmak; algıya, acıya ve sorgulamaya bağlıdır. Bu bir süreçtir ve özünde değişim ve doğrunun tekliği yatmaktadır.
Tanrının varlığı, kanıta dayanmadığı için hiç bir kant, tanrı ile ilişkilendirilemez. Tanrı, bireyci çıkarını toplumun çıkarının üstünde tutan insanların tanrılaşma isteğinin bilinçaltında yansıdığı düşten başka bir şey değildir. Kuşkusuz bu durumu kendileri bilmemektedirler. Olmayan bir şeyi hiçbir kanıt yok sayamaz.

Neden tanrının varlığı kanıta dayanmaz? Çünkü tanrıya inandığını söyleyen kişiler tanrıyı koşulsuz kabul etmişlerdir. Kanıt ile tanrıya ulaşmamışlardır; çıkarları öyle istediği için tanrıyı benimsemişlerdir. Bu yüzden kanıta gerek yoktur. Çünkü tanrının varlığının veya yokluğunun kanıtı yoktur. Kendi varlığının nedeni olarak tanrıyı görenlerin kanıt gibi oyalanacak olgulara gereksinmeleri yoktur. Çünkü bu yaşam geçicidir, zevk ve sınama merkezidir; amaç, sonsuz yaşamı bize vadeden öteki yaşamdır.

Tanrı ile kanıt arasındaki ilişki zor bir ilişkidir. Ancak, kanıtsız ve sorgusuz tanrıya inandığını söyleyen kişiler bir ev, bir araba, bir yat aldığında en ince detayına kadar sorgular ve onlarca soru sorarlar. Tanrıya taptığını söyleyen bir kişinin, son model bir arabası çizildiğinde çılgına döner. Gece yatağında rahat uyuyamaz bu kişiler. Akıllarında tanrı değil, araba, yat, kat, kadın/erkek gibi nesnel gereksinimler vardır. Bu yüzden tanrıya inandığını söyleyenler bilinçaltlarında kendi tanrılığına inanırlar. Yoksa bu denli varsıllık düşü, bu denli nesnel araçları elde etmek için bu denli çırpınmaz bu denli takla atmazlardı.