Agnostisizm Nedir? Ne Der?

26 Yorum
Agnostisizmin ne olduğuyla ilgili geniş çaplı açıklamaya başlamadan evvel kaba taslak bir şeyler söylenmesi gerekiyorsa; agnostisizm, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören bir felsefe akımı olarak değerlendirilebilir.

Agnostisizmin Türkçe karşılığı olarak "bilinmezcilik" ya da "bilinemezcilik" kullanılmakla birlikte agnostisizm terimsel bir ifade olup Thomas Henry Huxley tarafından 19. yüzyılda litaratüre girmiştir. Elbette ilk defa 19. yüzyılda takip edilmeye başlanan bir akım veya metodoloji değildir. Kökeni eski Yunan'daki Sofistlere kadar uzanır. Zaten agnostisizm de Yunanca'daki "agnostos", yani "bilinemez olan" kelimesinden gelmektedir.

Agnostisizm ilk bakışta septisizm ile karıştırılabilir ancak agnostisizm ile septisizm arasındaki temel fark, septisizm insan aklına ve duyularına kuşkuyla yaklaşıyor olmasıdır. Septiklere göre, gerçeklik kavramı sorgulanmalı, maddesel her yapıya veya sosyal her olguya karşı kuşkulu bir bilinemezci tavırla yaklaşılmalıdır. Agnostikler ise, insan aklının alabildiği veya dünyevi olan maddesel nitelik taşıyan, taşımasa da mantıki bir gerçeklik kazanmış ögeler hakkında yorumda bulunmadan, sadece yaratma gücü olan bir tanrının (veya tanrıların) varlığına kuşkuyla yaklaşır. Yani septikler her şeyden kuşku duyarken agnostikler sadece tanrı gibi metafiziksel kavramlara karşı kuşkuculardır denebilir.

Genel sınırlarımızı çizdikten sonra agnostisizmin içindeki iki temel ayrımı inceleyeyelim. Agnostisizm için şu iki temel tanım yapılabilir;

1. Tanrının varlığını insanoğlu "hiçbir zaman" bilemeyecektir; çünkü Tanrı gibi kavramlar insan aklının ve duyularının dışında deneyim gerektiren varsayım (veya olgulardır).

2. Tanrının varlığını insanoğlu "şu anki bilgi düzeyiyle" ve mantıksal yordamlarla irdeleyemez. Tanrı gibi metafiziksel kavramlar anlaşılması mümkün olmayan, kesinlikten uzak kavramlardır.

Bu iki yaklaşımdaki temel fark elbetteki agnostisizmin sınırları bakımından önemlidir. İlk gruba dahil olanlar tanrının varlığının ya da yokluğunun hiçbir zaman bilinemeyeceğini savunurlar. Çünkü şu anki bilgi düzeyimizle ve insancıl anlayışımızla (bu buradaki insancıl anlayış veya yorum gücü ilelebet sürecektir bunlara göre) tanrı önümüze çıksa ve mucizeler gösterse dahi onun tanrı olduğundan yine de emin olamayız düşüncesi vardır. Çünkü (örneğin) üstün bir uzaylı ırkı da böyle bir deneyim yaşatabilir insanlara. Bunun yanı sıra yine şu anki kapasitemizle tanrının yokluğu hakkında da kesin bir şeyi söyleyemeyiz. Bilim ne kadar ilerlese de metafiziksel bir yorumda bulunamayız derler.

İkinci gruba dahil olanlar ise ancak şimdiye kadarki birikmiş bilgi birikimimizle tanrının varlığı veya yokluğu hakkında yorum yapılamayacağını savunur. Yani ilerde bir bilinç sıçraması yaşayıp tanrıyı anlayabiliriz veya hiç aklımıza gelmeyen bir şekilde bile tanrının varlığını kabul edebiliriz. Ya da bilimin gelişmesi sonucu tanrının yokluğu tamamen gösterilebilir.

Görüldüğü üzere ilk grup mutlak bir bilinemezliği savunurken, ikinci grup nispi bir bilinemezliği savunur. Elbette burada şahsi bir görüş belirtmem gerekirse ikinci grubun daha açık fikirli ve gelişmelere açık olduğunu ve dolayısıyla daha akla yatkın olduğunu söyleyebilirim.

Agnostisizm açısından ikinci bir ayrım daha yapılabilir. Bu da agnostik tavır takınmak dışında, makul olarak hangi sonucun benimsediğine göre değişir. Burada 3'lü bir ayrım yapılabilir;

1. Tanrının varlığı ya da yokluğu bilinemez ama tanrının varolmasını isterim / varolması akla daha yatkın.

2. Tanrının varlığı ya da yokluğu bilinemez ama tanrının olmamasını isterim / olmaması akla daha yatkın.

3. Tanrının varlığı ya da yokluğu bilinemez ve varlığı ya da yokluğuna dair kesinlikle bir eğilim göstermiyorum / ilgilenmiyorum.

Görüldüğü üzere temel anlamda 3 ayrı sınıf vardır (tabii ki bu sınıflar daha ince ayrıntıları gözönünde bulundurularak çoğaltılabilir ama bu kadarı yeterlidir). Burada ideal olan elbette 3. gruptaki seçenektir. Çünkü gerçek bir objektifliği yansıtır. Ancak 3. gruba dahil olanlar gerçekte oldukça azdır çünkü gerçekten insanın bir şekilde tanrının varlığı ya da yokluğuna dair eğilim göstermemesi oldukça zordur.

Bu bakımdan genellikle 1. ve 2. gruba dahil olur insanlar. Ancak yine de belirtmek gerekirse agnostisizm akımını tam olarak özümseyen ve tabii ki bunu günümüz bilimsel verileriyle birleştiren kimse 2. gruba daha yatkın bir hal alıyor. Yine de söylemem gerekir ki; 1. veya 2. gruba dahil olmak en nihayetinde kişinin kendi karakteriyle ilgilidir. Çünkü insanların bir kısmı tanrıya ihtiyaç duyabiliyorken bir kısmı duymayabiliyor ve bu duygusal seçim elbetteki görüşlerin şekillenmesinde oldukça etkilidir.

Agnostisizm hakkında belki en başta yapmam gereken ama yine de sona sakladığım son açıklama agnostisizmin dinleri tamamen reddetmesidir. Buradaki dinlerden kasıt elbetteki ilahi dinler başta olmak üzere varolan tüm dinlerdir. Çünkü dinlerin doğru ya da yanlış olduğu sınanabilir ve agnostikler bu sınamayı olumsuzluğa yorarak çoktan atlatmışlardır. Zaten dürüst olmak gerekirse, mutlak bir ilahi din yanılgı payı olmadan tüm gerçekliği ve çıplaklığıyla karşımızda dursaydı dünyada yüzlerce irili ufaklı, onlarca hatırı sayılır, ve 3 tane de ayrı ilahi büyük din olmazdı. Buna göre agnostik olan birinin dinsiz olduğu çıkarımını yapmak yanlış olmaz. Ancak yine de dinlerin varlığına da olanak tanıyan ve agnostik olduğunu belirten insanlar da mevcuttur. Bu agnostisizm sınırları dışında kalan fakat yine de taraftar sayısı az olmakla birlikte kabul edilebilen (ama en azından benim arzulamadığım) bir yaklaşımdır.

En son açıklamada agnostiklerin tanrıdan ne anladığıdır. Agnostisizmin, varlığı ya da yokluğu bilinemez olarak tartıştığı tanrı kavramı, dinlerdeki iyi ve yetkin tanrının dışındadır. Yani tanrıyı sadece iyi, mükemmel, kusursuz olarak düşünmezler. Yaratıcı güce sahip olan ve diğer özellikleri neredeyse tam bir muamma olan bir tanrı arayışı vardır. Bu anlamda belki Tanrı ve Allah'ın farklı kavramlar olduğunu irdeleyen şu yazı akla gelebilecek karışıklıkları önleyebilir.

Hayyam

26 yorum:

  1. Sonunda bana uygun bir akım bulabildim. Kalben var olduğunu düşünüyorum ama beynim reddediyor. En iyisi bu akımı benimsemek :D

    YanıtlaSil
  2. Adına Tanrı ya da Allah denilen şeyin (varlık diyemiyorum) olup olmadığı bilinemez. En azından ölünceye kadar bunu anlayamayacağız. Şimdilik tüm dinlerin insan ürünü olduğu kesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öldükten sonra çok geç oldugunda ne yapacaksınız öldügundede goremeyeceksin ki belkide ancak simdi goremedigin Allahın meleklerini karsinda gorecegin kesin

      Sil
    2. Tüm dinler böyle söyler hangisi doğru bilemezsin. En iyisi ölünce görmek. Bakalım evrenin bir parçası mı oluyoruz. Yoksa cehennem kapısında mı bekliyoruz.

      Sil
    3. İnanmamak birşey değiştirmez. Ben inandığım sürece birşey kaybetmem ölsem dahi bana yararı olur. Fakat bilinimezci tavır takınan düşünce yapısına hakim olan insanlar ne burda kazanırsınız ne de öldükten sonra.

      Sil
    4. Doru söylüyorsun helal 👍

      Sil
    5. Protective insanların dine nasıl yaklaştığını anlatmissin aslında. Tanrıyla çıkar ilişkiniz var en azından cennete giderim diyerek kâr elde etmeye çalışıyorsunuz. Yanı tanrınıza ihanet ediyorsunuz. Bu durumda inanmamaniz ahlakı acıdan da vicdanı acıdan da iyi olcaktir. En azından dürüst olursunuz.

      Sil
  3. nişanyan agnostizm yazmış, hatalımı yazmış yoksa kelime o mu bilemedim.

    agnostik mi agnostist mi ayrıca. gerçi ikiside aynı anlam olsada, uygun olmayabilir.

    bide agnostisizim yada agnostizm için en anlaşılır/anlatan ve tek kelimeyle çeviri ne olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bide aklımda “inanılamazcılık” diye bişey var,

      Sil
    2. ateizm ve ateizt. sadece sonda bi harf değişiyo heralde. sonra z yumuşak diye s yapmışlar sanırım. tanrısızlıkcılım ve tanrısızcılıt gibi bişey.

      Sil
    3. yanlış oldu.

      tanrısızcılım ve tanrısızcılıt
      yada
      tanrısızcık ve tanrısızcıl
      yada
      tanrısızcım ve tanrısızcıt
      yada
      tanrısızlı ve tanrısızcı
      yada
      tanrısızm ve tanrısızt

      Sil
    4. Yunanca dan geçmiş bir sözcük.Tam karşılığı bilinmezcilik,bilinemezcilik.

      Sil
  4. Ya imanla yükselir ya inkârla çürürsün Bu yol mezarda bitmiyor gittiğinde görürsün...

    YanıtlaSil
  5. bilin(e)mezlik var ki bilmiyoruz
    bilin(e)mezlik var ki bu haldeyiz
    bilin(e)mezlik var ki düşünüp duruyoruz
    bilin(e)mezlik var ki kanıyoruz
    bilin(e)mezlik var ki dolanıyoruz
    bilin(e)mezlik var ki inanmışız
    bilin(e)mezlik var ki av oluyoruz

    evren ve insan bilme özürlü/kusurlu

    herkes agnostik doğar yaşar ve ölür

    YanıtlaSil
  6. Kardeşim şimdi herhangi bir dine bağlı kalsan sana göre %50 ihtimal oluyor tanrı var mı yok mu eğer varsa dinden kazanırsın yoksa zararda olursun yani tanrı bilinemez diyorsan insanlar nasıl oldu maymun diyosan maymun nasıl oldu toprak diyosan o nasıl oldu big bang diyosan güneşi kim yarattı kardeşlerim kaçınınız yok Allahı inkar edemezsiniz ama siz inkar etmiyonuz %50diyosanız size kalmıl

    YanıtlaSil
  7. O kadar saçma salak yorumlar var ki; inanan herkes korktuğu için ya da mükâfat için inanıyor...hele ki ölünce görürsün , benim bir kaybım yok bilmem ne diyen sahte tatlı su müslümanları sen kendi işine bak, beynini ve zihnini din afyonundan prangalarindan kurtarmış, özgür bırakmış insanlara laf etme,sizden farklı düşünen insanlara saygı duymasını öğreneceksiniz, çünkü hepiniz bu özgür beyinlerin ürettiği teknolojiye muhtacsınız!!!!

    YanıtlaSil
  8. Konumuz teknoloji değil ateist bey

    YanıtlaSil
  9. -dünyayı dinsizler yönetiyor- gerçeği.

    YanıtlaSil
  10. Merhaba Adsız;
    Öyle görüyorum ki, kimilerini anlamakta zorluk çekiyorsun, kimileri de sizi anlayamıyorlar. İnanın bende sizin gibi tanrı inancından kurtulmuş ve özgür beyinlerin teknolojiyi ilerlettiğini sanırdım ta ki araştırana dek.
    Bütün araştırmalarımda gördüm ki hep tanrıya inanan insanlar büyük buluşlar yapmış ve buluşlarını kenara bırakıp tanrıdan bahsetmişler, bunu Newton da tutun Einstein'a kadar ve ondan tutun bugünlerdeki dünyanın en ileri teknoloji labaratuvarlarında çalışan bilim insanlarına kadar tanrıya inandıklarını söyleyen ve her gün arttığını söyleyenler çokça bulunmaktadır. İnanmayan yok mu derseniz var elbette ama şaşırtıcı olan ise bilimde ileri olanların çoğunun inanmış olması.
    Şimdi bu cihetten bakınca teknoloji inananların üretiğidir, yönlendirenler ise farklı inanç ve görüşten bunu her gün haberlerden açıkca görmekteyiz zaten, her çobanın dini yok.
    Düşüncelerinizi blogta paylaytığınız için ise ayrıca teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Einstein agnostiktir ve buluş yapan teknolojiyi geliştiren daha niceleri. Bu da yanlış araştırma yaptığınız kanıtı.

      Sil
    2. Bilim otoriteleri Newton'un daha fazlasını yapamamasını; inancının biliminin önüne geçtiğine bağlar. Saygılar.

      Sil
  11. Tanri var yada yok bunu hicbir zaman bilemeyiz.belki de olene kadar.Benim inandigim konu ise dunyanin tamamen matematiksel denklemlerden ibaret oldugudur.evrene baktiginizda bir kusur veya bi olagandisilik goremezsiniz,nedeni ise tum evrenin fizik yasalari cercevesinde isliyor oldugudur ve bizim fizik yasalari dedigimiz seyler de matematiksel denklemlerdir.ondan bu denklemlerin taklit edilebilme ihtimali ortaya cikar ve bu da bir simulasyon fikrini ortaya cikarir.belki de tanri var ama gercek yok yani biz diger taraftayiz ve tanri bi sekilde bizim beynimizde bu elektrik sinyallerini olusturuyordur.kim bilir ama bildigim bir sey varsa o da gerceklik kavraminin aslinda gercekustu bir sey olusudur.(ayrica ben muslumanim diye gezip inanmayanlari yargilamak cok yanlistir.herkez istedigine inanabilir.

    YanıtlaSil
  12. ben bir yaradan olduguna inananlardanim ama Dinlerin insanlat tarafindan yaradildigini savunuyorum her toplum kendi cikari icin farkli din olusturmus onu savunuyor kendilerinden olmayanlar kafir adlandiriyor bir yaradan ama 10 ca Din var ne celiski dimi?

    YanıtlaSil
  13. İnsanların fayda elde etme isteği çıkar veya ihanet ile neden açıklanır... Gayet insani içgüdüsel bir durum... Tanrı'ya inanma mental açıdan bir konfor sağlıyorsa insanlara vay sahtekar düzenbaz diye mi tanımlayacağız ne kadar sığ bir bakış açın var...

    YanıtlaSil
  14. Bu yazıyı yazan admin ile burada yorum yapan herkese saygı duyar ve teşekkür ederim...

    Zira ben, herkesin kendine göre haklılık payının olduğuna inanıyorum.

    YanıtlaSil
  15. Ne güzel yazmışsınız arkadaşlar Böyle diyorum çünkü belki bir toplumu tanımla cak en önemli durum bir tartışmanın yapısıdır. Modern toplum denilen şey bir düşünce yapısıdır. Özü insanların her fikri tartışabilmesi, konuşabilmesi ve fikir ayrılıklarına rağmen tartışma sonunda yine aynı harmoni ile beraber yaşayabilmesidir. Bence büyük bir kısmı Müslüman olan bir ülkede bu kadar anlayışlı bir tartışma çok güzel bir örnek. Teşekkür ederim hepinize Ben Agnostik inanca sahip biriyim. Evet agnostizm de bir inanç biçimi aynı öteki inançlar gibi. Bizler ne köktenciler, ne de ateistler gibi öteki dinlerin yada inançların yanlışını aramayız, hakaret etmez ve aşağılamayız. Tek nedenden Agnostik olunur; tanrının anlatıldığı her kitap her söz ve her harekette insanların korkularını, isteklerini ve düşlerini görmek. İnsanları ve tüm canlıları, doğayı, evreni seven... farklılıkların insanın, doğanın ve zamanın etkileşimli ilişkisinden kaynaklandığını anlayan insanlar için dinler, inançlar ve onların çekişmeleri anlaşılabilen bir olgu haline döner. İşte bu yüzden agnostikler her inanca ve dine saygılıdır. İnananlar için imanın ne demek olduğunu bilirler. İman inanan için neredeyse hava kadar gereklidir. Çünkü onlar her adımlarını inançlarının etkisiyle yaşar. Yürürken, severken, evlenirken kısacası yaşamlarının her anında yaratıcılarının imanı, emirleri, istekleri ile yaşarlar. Eğer yaratıcının emrini yerine getirirler mutludurlar, getirmezler ise pişmanlık, mutsuzluk yada kabullenme hislerini yaşarlar. Duymuşsunuzdur şu sözleri '' - tamam biliyorum, namaz kılıyorum ama bir gün kılacağım. Tamam tam yaşayamıyorum ama Allah biliyor beni '' gibi... Hristiyan, Budist, Müslüman Ateist yada Yahudi (Dünyada inanan sayısına göre inanç sıralaması böyledir.) hepsi kendi doğrularıyla yaşar. Ve bizlerde bu ihtiyacı anlayan agnostikleriz... Ve Agnostik olmanı en güzel tarafı şudur : insanların söylediği '' inanmak birşey kaybettirmez ama inanmamak çok şey kaybettirir ya öldükten sonra yaşam varsa ve sen cezalandırılırsan'' savı bizler için bir anlam ifade etmez. Ki bu sav sadece müslümanların değil pek çok dinin kullandığı bir sav dır. Bize bir şey ifade etmez çünkü biz tanrının varlığını yada yokluğunu düşünmez, bu uğurda hayatımızı geçirmeyiz. Agnostik olmanın en güzel tarafı şu nu bilmektir ve inanmaktır; Eğer bir tanrı varsa o bizi o nu aramamız için yaratmadı, bize emirler vermedi ve bizi sınamak için koskoca evreni yaratmadı. Biz sadece evrendeki fiziksel gerçeklerin bir ürünüyüz.Bu yüzden geçeceğini bir sınavda yok... Ben bir Agnostik olarak tanrılara inanmasam da insanlara, aileme, onura, şerefli olmaya vatanıma inanıyorum. Başka bir inanca ihtiyacım yok. Yani ölmeden önce Allahım beni kurtar gibi şeyler söylemeyeceğim (bu da inananların bizler için söylediği ikinci anlamsız savı). Tek istediğim ölürken son anda gözlerimi iyi ve onurlu bir hayatı geçirdiğimi bilerek ve hissederek ölmek. Umarım herkes kendi inancının doğrularını uygulayarak yaşamayı başarabilir. Sizi inancınız mutlu ediyorsa ne olur inancınız adına başkalarına saldırmak yerine insanları sevin, canlıları ve doğayı sevin, onlara saygı gösterin ve her hayatı korumaya çalışın, iyilikten ve doğruluktan vazgeçmeyin (her inancın dediği gibi) Saygılarımla...

    YanıtlaSil