Aya Çıkış Tarihinin Kur'an'da Yer Aldığı Yalanı

23 Yorum
1. Mucize İddiası
Harun Yahya (Adnan Oktar)’ya ait sitelerden: 

Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)
“Kamer” kelimesinin Türkçedeki karşılığı “Ay”dır ve Kamer Suresi’nde “Ay” kelimesi birinci ayette yer almaktadır. Bu ayetten itibaren Kuran’ın sonuna kadar tam 1390 ayet bulunmaktadır. Hicri Takvim’de 1390 yılı Miladi Takvim’e göre 1969 yılına denk gelmektedir ki bu da Ay’a çıkış tarihidir. Bu surede insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birine 14 yüzyıl evvel işaret edilmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.)

2. Sayısal Saptırmalar

a. Kamer/1′den Kuran’ın Son Ayetine Kadar 1390 Ayet
Ay kelimesinin yer aldığı Kamer Suresi’nin birinci ayetinden Kuran’ın son ayetine kadar tablodan da görebileceğimiz gibi 1390 ayet mevcuttur. Saymak isterseniz otomatik sayan herhangi bir yazılım kullanabilirsiniz.(Excel, Openoffice calc, vs..) Biz sayma işlemini bağlantıdan ulaşacağınız Diyanet tablosunu Excel’e aktarıp ayet sütunu için “Otomatik toplam” tuşunu kullanarak gerçekleştirdik. Elbette ki önemli olduğunu düşünüyorsanız elinizle teker teker saymanızın bir sakıncası yok.

Ayetlerin toplamının 1389 olduğunu söyleyen Ömer Çelakıl ise daha baştan yanılmıştır. Biz ayet sayısını doğru veren fakat olayları çarpıtan Harun Yahya ile devam edelim…

b. Hicri 1390 yılı Miladi 1969′a denk gelmiyor
Hicri 1390 yılını Miladi takvime çevirirsek -iddia edildiği gibi- Ay’a çıkış tarihi olan 1969′u değil bir sonraki yılı -yani 1970′i- verecektir. Elbette ki bu hesap “1390 1 Muharrem” üzerinden gerçekleştirilmiştir. Zira son ay üzerinden gidersek doğal olarak Miladi 1971′ e ulaşmak mümkündür. Yine tablo ve yazılım yardımıyla sağlamasını yaparak göreceğimiz gibi mucize üreticilerinin hesabı, tarihi tutturma konusunda da kaza yapmaktadır. Görüldüğü gibi bu mucize ne aritmetik ne de tarihsel olarak “hiçbir şey” ifade etmemektedir.

c. Ay’a Çıkış Tarihi (20.7.1969) Hicri 1390′a denk gelmiyor
Şuradaki veya şuradaki yazılımı veya da istediğiniz herhangi bir yöntemi kullanarak teyit edebileceğiniz üzere Ay’a çıkış tarihi olan 20.7.1969 zaten Hicri 1390′a denk gelmez. Miladi 20.7.1969′un Hicri karşılığı tam olarak 5. 5 (Cemaziyelevvel) 1389′dur.

Hangi açıdan bakarsak bakalım mucizeciler açıkça sayıları saptırmaktadır.

3. Kuran Sırası ve Nüzul Sırası
Üstelik mucizecilerin baz aldığı ve şu an kullanımda olan surelerin sırası da İslam’ın kabûl ettiği surelerin gerçek nüzul -yani iniş- sırasıyla da uyuşmaz. Bu gibi sayısal mucizeleri Allah’ın öngördüğü sıraya göre değil de daha sonra gerçekleşen tertibe göre uyarlamaları başlı başına amaçlarının saptırma olduğunu göstermektedir.

4. Sonuç
Harun Yahya’nın ‘Ay’ anlamına gelen ‘Kamer’ isimli surenin ilk ayetinden Kuran’ın son ayetine kadar 1390 ayet olduğu iddiası doğrudur. Ne var ki burda baz alınan sıra zaten ayetlerin Müslümanlarca kabul edilen gerçek nüzul sırası değildir.

Gerçek nüzul sırasını değil de mucizeciler gibi şu anki Kuran tertibini baz alsak bile sayıların bariz şekilde çarpıtıldığını görürüz. Hicri 1390, Miladi 1969′a tekabül etmez. Ay’a ilk çıkış tarihi olan Miladi 20.7.1969, tam olarak hicri 5.5.1389′a denk gelir.

“Allah’ın insanları ‘doğru yola’ davet etmek için indirdiği” varsayılan ve kutsal kabul edilen kitabında bu gibi çocukça sayısal şifre ve göndermelere başvurduğu tezinin saçmalığı bir kenara, istendikten sonra bu gibi sayısal şifre ve kodlar her türlü edebi eserden de -hem de sayısal açıdan doğru olarak- çıkarılabilir. Gelin görün ki mucize iddiacıları bunu bile başaramamıştır.

23 yorum:

  1. Bakın asıl saptıran sizler siniz bende hesapladım aynen doğru çıkıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. salak mısın kardeşim otomatik hesaplamada yanlış çıkıyor sen mi bilicen bilgisayar mı

      Sil
    2. Saptırma sizsiniz bende hesaplaşma bende 1389çıktı hatta tek tek yaptım siz kamer suresinin tamamını alıyoruz sure 55ayet 54ünü alman çünkü ilk adetten kuranın Son ayetinde kadar diyor dikkati çekerim kadar nedemek 1 den 10 Ã kadar kaç sayı var derse sen 10 mu dersin sabaha bak git Tekteker hesapla la

      Sil
  2. Yazının tamamını okumadınız, değil mi?

    YanıtlaSil
  3. şahsen böyle şeylere kafa yormamak gerektiğini düşünüyorum sayısal hesaplamalar yerine türkçe mealini okuyup bize öğüt edilenleri uygulamamız gerektiği kanısındayım

    YanıtlaSil
  4. Kuran'daki orjinal yazılışın okunuşuyla :

    İktere beti "dikey çizgi" ssaatü ve "dikey çizgi" nşakka "dikey çizgi" lkameru.

    Hepsini birleştiriyorum :

    İkterebetissaatüvenşakkalkameru.

    Buradan kelimeler çıkarın. Heceleyerek, bir düzen düşünürek bir kaç kelime çıkar.

    Aynı zamanda mantıklı bir alfabe kurarak harflerin değişeceğinide düşünüp yeni bir okunuş oluşturun. Ve tekrar ayeti meallendirmeye çalışın.

    Ayrıca aynı surede 46. ayet :
    Belissaatü diye başlıyor. Buna dikkat edin.

    Beli(s) ve beti(s) ilişkili olabilir. Kelime ikterebeti değil beti yada betis olabilir.

    Ben ayetin yeni meallendirme tahminini yapayım :

    Ay'ın takvim, zaman için kullanıldığı, kullanılabileceği söylentilerini duymuşsunuzdur. Bu ayet bunu anlatan şekle dönüşebilir. İlerleyen çağlarda hicri, miladi takvim kalkıp doğal takvim oluşabilir.

    YanıtlaSil
  5. Merhabalar. Genel bir duyuruda bulunmak istiyorum.

    Bu blog içerisindeki yazılar hakkında yapılan yorumlar veya yazılardan bağımsız, okuyucuların kendi görüşlerinizi bildirdikleri yorumlar tarafımca kontrolden geçmeden, direkt olarak yayınlanmaktadır.

    Yorumları kontrol etmeden yayınlanabilir kılmamın sebebi, hepimizin yetişkin insanlar olduğunu düşünmem ve genel ahlaksal çerçevede doğru bir şekilde fikirlerimizi ifade edeceğimize inanmış olmamdır.

    Ancak bu, yorumları hiç okumadığım izlenimi uyandırmamalıdır. Hemen her yorumu yayınlandıktan sonra, daha doğrusu gördüğümde, okumaya çalışırım ve genel olarak da okurum.

    Şimdiye dek binlerce yorum bırakıldı okuyucular tarafından. Nadir de olsa uygunsuz olan yorumları blogdan tamamen kaldırdım. Ama çok ufak bir kısmı gözümden kaçabiliyor, yorumların seri bir şekilde gönderildiği ve benim de ince eleyip sık dokuyacak zaman bulamadığım durumlarda uygunsuz bir-iki yorum blog içerisinde barınabiliyor.

    Az önce gördüğüm küfürlü bir yorum bu yazıyı yazmama sebep oldu. İnançsız bir arkadaş uygunsuz bir biçimde dini eleştirmiş ve -bence çok sorun olmasa da- insanların rahatsız olabileceği bir üslup kullanmış. Ve demin bahsettiğim ikinci arkadaş da, bu yoruma karşılık çok daha ağır bir küfür içeren yorum yazmış. Burada onların haklılıklarını veya neden böyle üsluplar kullandıklarını yargılayacak konumda değilim.

    Şu an bahsettiğim yorumları göremiyorsunuz çünkü sildim. Bu yazıyı da, hem o yorumları sildiğimi (ki sahipleri belki neden yazdıklarını sildiğimi merak ederler) hem de ek bir uyarıda bulunmak için yazdım:

    Blog içerisinde rahatsız olduğunuz bir yorum varsa -ki gözümden kaçmış veya üslup bakımından tartışmaya açık olabilir- karşılıklı küfürleşme işine girmeden bana bildirin ve orta-yollu bir sonuca varalım.

    En nihayetinde blog okuyucuları iyi bilirler ki, amacımız saldırmak ve hakaretlerle insanları susturmak, toplumdaki azınlık konumumuzun verdiği baskıyı burada her türlü özgürlüğü pervasızca kullanarak her değeri hiçe saymak değildir.

    İnançlı veya inançsız -ki bu ayrımı yapmayı çok da sevmem- insanlar olarak fikirlerimiz ne kadar ayrı da olsa edep sınırları içerisinde kalarak tartışabileceğimize inanıyorum.

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  6. Mesaj, yorum, yazı ne olursa olsun silmen bence yanlış Hayyam.

    YanıtlaSil
  7. İdealist bir bakış açısıyla bakarsak, yani salt özgürlükçü tutumuma göre bir değerlendirme yaparsak, evet, yanlış.

    Ancak burada işlevsel bakımdan da durumu incelemek zorundayız. Şöyle ki, biri kalkıp din ve o dinin lideri hakkında ciddi bir fikir ve argüman ileri sürmeden, sırf hiddetinden, öfkesinden veya başka sebeplerden ötürü hakaret ettiğinde ve buna karşılık olarak inançlı biri de gelip, inançsızın hakaretvari söylemlerine karşı seksist ve aşağılama-tehdit amaçlı küfürler savurduğunda işleri kontrol etmek mümkün olmaz.

    Diğer bir deyişle, eğer burada amaçladığımız doğru düzgün tartışma ve bilgilenme ortamını korumaksa, toplumda münakaşalara sebep olacak hakaret ve küfürleşmelere de izin vermemeliyim gibi geliyor.

    Elbette sonuna kadar her fikrin belirtilmesi taraftarıyım. Ancak bir kere bu hakaret ve küfürleşmelere izin verirsek önünü alamayız. Yapmak istediğim o fikri alışverişi sağlamamız mümkün olmaz.

    Dolayısıyla buraya yorum yapan insanlar da eğer gerçekten bir fikir ileri sürmek veya görüş belirtmek istiyorlarsa yazsınlar. Sırf bir dini ve o dinin peygamberi olduğu iddia edilen kişiyi aşağılamak ve buna karşılık sırf biri inançsız diye ona küfretmek benim bu blog kapsamında tasvip etmediğim şeyler.

    YanıtlaSil
  8. Hakaret, küfür normal bir durum değil, anormal bir durum. Kendini bilmeyenlerin, gerçeği bilmeyenlerin işi hakaret küfür. Bunu anlatmak gerekir, silmek engellemek suç saymak yerine.

    Hakaret seçim tercih yönelim değil, hastalık değil, bilgisizlik.

    Bu hayatta hiç bir şey tercih, yada hastalık değil. Suç ve cezada olamaz bu yüzden.
    Bu hayatta hiç bir şey hastalık ta değil. Bu yüzden tedavide olamaz.

    YanıtlaSil
  9. Hayyam birde sana bir öneri sunmak isterim. Bırak böyle Kur'an şifresi yazıları yazmayı. Böyle bir konuyu ciddiye alıp bloğa niye alıyorsun ki. Buna cevap vermek yerine böyle şeylerin saçma ve günah olduğunu anlatsan müslümana daha iyi.

    YanıtlaSil
  10. Merhabalar sayın adsız,

    Böyle şeylerin saçma olduğu belki anlatılabilir ama günah olduğunu söylemek kendimizle çelişmek demek olur. Çünkü bir şeyin günah olması demek onu günah kılan otoritenin -ki bu durumda islamın- gerçek olduğunu da kabul etmek demektir.

    Bu yazılardan da çok fazla koymuyorum aslında. Sadece önüme çıkan, sık sık ileri sürülen iddiaların aslında geçersiz olduğunu belirtmek için alıyorum böylesi şeyleri. Mesela kimi inançlılar gerçekten de Kur'an'ın önceden bir şeyleri haber verdiğine inanıyor ve Ay'a çıkış tarihi de bunlardan biri. Tamam, bunun saçma olduğunu göstermek de lazım ama bunun saçma olduğunu, bunun geçersiz bir iddia olduğunu belirterek söylemek de bir yol olabilir.

    Bu konudaki en büyük sıkıntı sanırım şu; müslümanların akılları aynı düzlemde çalışmıyor. Birine rasyonel yaklaşarak durumu anlatabiliyorsun ama diğerkisi daha spesifik örnekler görmek istiyor. Zaten benim amacım da dönülmez bir şekilde müslüman olanlara islamın geçersizliğini anlatmak değil; arada kalmış ve müslümanlığı bir de diğer taraftan dinlemek isteyenlere islamı ve daha da önemlisi din-felsefe-bilim üçlüsüne bakış açısını anlatabilmek (hatta daha doğrusu, benim kendi bakış açımı sunabilmek).

    YanıtlaSil
  11. bu tür şeyleri kim uyduruyor merak ediyorum...

    YanıtlaSil
  12. hayatın kendisi mucize neden böyle zorlamalar ile mucize bulmaya çalışıyorlar

    YanıtlaSil
  13. Bu mucizelerin olduğunu savunan kimseler Peygamber yahut sahabi değillerdir Kur'an-ı Kerim de de bu mucizeler mevzu bahis edilmemiştir Kur'an'ın vadettiği mucize:
    "İçinizde işaret arayanlar için size zaten yeteri kadar göstermedik mi?"
    "Etrafınıza bakın, Güneş'e, Ay'a suya bakın, bunlar ilim insanları için işaretlerdir."
    SübhanALLAH...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alaattin Çakıcı1 Şubat 2014 06:33

      Mucize denilen ayetler ne o zaman, açıkla. Sen şu an ne dediğinin farkındamısın bu arada?

      Sil
    2. Fatma hanım' a

      Evladım tebrik ederim.....

      Sil
  14. Tanrı eğer varsa ki bu bir ihtimal, buna inanmak için bir mucizeye gerek yok...

    YanıtlaSil
  15. Peygamber Efendimiz (asm) kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin (asm) vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler.

    Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize (asm) Cebrail (as) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamber (asm)'in sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (as) her Ramazan'da gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize (asm) yeni baştan okurdu.

    Efendimizin (asm) vefatından evvelki son Ramazan'da Hz. Cibril (as) yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimiz (asm) ile iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril (as) okumuş, Peygamberimiz (asm) dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz (asm) okumuş, Hz. Cibril (as) dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.
    www.sorularlaislamiyet.com sitesinden alıntıdır

    YanıtlaSil
  16. Ay' a çıkmayı tartışmak yerine İslama girip mümin olan bir insandaki değişiklikleri anlamaya ve tanımaya çalışsak daha iyi bir iş yapmış oluruz.

    Yüce Allah insanın kalbine bakar, orası aynadır. Ve der ki '' Ey İnsan senin için yaptıklarından başka bir şey yoktur''

    '' İnsan zerre miktar iyilik yapsa onun zerre miktar kötülük yapsa yine onun karşılığını bulacaktır''

    Abdullah Kaya Amasyalı
    Şair, Mutasavvıf

    YanıtlaSil
  17. Abdullah KAYA yorumlarını hayranlıkla okuyor ve izliyorum.Ve senin gibi dini gerçek manasıyla kavramış veya kavramaya çalışan müslümanların sayısının artmasını da ALLAH tan niyaz ediyorum.ALLAH ilmine ve kalbine hayırlı kuvvet versin.Amin

    YanıtlaSil
  18. LÜTFEN BU YAZIYI PAYLAŞAN ARKADAŞ YORUMUMU SONUNA KADAR OKUSUN VE CEVAP VERSİN : sizin bu yaptığınıza tamamen hedef saptırma denir ayıptır 1 eksik 1 fazla ne olur diyecek değilim elbette ama bu bile ne kadar mucizevi bi şey değil mi kaldı ki bu sizi tatmin etmeyecektir biliyorum o yüzden neden hesaplamanızı ilk sureyi saymadan 2. sureden başlayarak yapmıyosunuz o zaman HESAP TAM OLUYOR. onu çürütmeye(!) aklınız eriyor da hesabı düzeltmeye farklı bakış açısını kullanmaya aklınız ermiyor mu ? Ayrıcaaa bu hesapların alayı yalan olsa bile Allah bize bakın Kur'an böyle böyle hesaplanır diye bi şey dememiştir eğer demişse ve uymazsa o zaman mucizelerin yalan olduğunu söyleyebilirsiniz bu yaptığınız birebir peşin hükümdür ve size hiç yakışmadı.

    YanıtlaSil
  19. Ay neden/nasıl sarı ışık olur?

    YanıtlaSil