İslam'da Örtün“me”

3 Yorum
Çoğunluğunu Müslüman bir kitlenin oluşturduğu topluluk içinde hayatımızı sürdürmekteyiz. Bu topluluk da inandığı, bildiği ya da bildiğini sandığı değerler ölçütünde yaşamakta, kimi zaman bu değer ölçütlerinden yola çıkarak davranışlarına yön vermeye çalışmaktadır. Kökeni, Sümerler'deki mabetlerde görevli mabet fahişelerinin diğer kadınlardan ayırt edilmesi için takılmasına dayanan başörtüsü de bu yön verme çabalarının tabi bir sonucu olarak gündelik hayatımızda karşımıza çıkmaktadır. 

Sümerler'den daha sonraki devletlerden olan Asurlular'da kralın emriyle bütün evli ve dul kadınların örtünmesine dönüştürülen bu gelenek, bu kültürün devamı olan “İlahi Dinler” olarak nitelendirilen dinlerde de kendine yer bulmuştur.

İslam inancına mensup kadın bireylerin bir kısmı:
AZHAB 33: Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

AZHAB 59: Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 

NUR 31: Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, ziynet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut Müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları kölelerden yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!

NUR 60: Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların ziynetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 
Ayetlerinden de anlaşılacağı üzere kendilerine farz kılınan örtünme eylemini gerçekleştirmektedir. Teknolojiyle birlikte elde edilen ürün bolluğu, moda ve güzel görünme isteği ise farklı farklı örtünme şekillerini ortaya çıkarmıştır. Bu farklılıkların İslami usullere uygun olduğunu düşünmüyorum. 

Öyle ya, burada amaç güzelliği ön plana çıkarmayıp cinsel istek uyandırmamaksa eğer herhangi bir açık bayandan daha fazla ilgi çeken kapalı bir bayanın kapalılığı doğru olmasa gerekir, diyesi geliveriyor insanın. 

Ayetlerde doğrudan doğruya ne giyileceği ile ilgili bilgi verilmediği için (bazıları cilbabın, siyah renkli olan örtünün kast edildiğini belirtir) ayetlerle birlikte yola çıkacağımız nokta sünnet olarak nitelendirilen Peygamber Muhammed'in yaptığı, yapın dediği uygulamalardır. 

Kimileri günümüz koşullarına ters düştüğü için sünnet uygulamalarının işlerine gelmeyenlerini reddetse ya da günümüz koşullarına uyarlayıverse de ben eşlerinin ve kızlarının nasıl giyindiğini hadislerle açıklayacağım. Hangi örtünün giyileceği ile ilgili kesin bir ayet yazılmamasını ise Peygamber Muhammed'in bu denli çeşitliliği öngöremediği için o dönemde bulunduğu coğrafyada geçerli olan örtünün (cilbabın) baz alınarak bu ayetlerin yazıldığını varsayıyorum. Şüphesiz ki hangi örtünün örtüleceğiyle ilgili bir sorun oluşsaydı Kur'an da belirtilirdi. O dönemde kadınların hepsi ya da büyük çoğunluğu aynı örtüyü örtüyor olsa gerek ki böyle bir gerekliliğe ihtiyaç duyulmamıştır. Bu bilgiden de günümüzde cilbab dışındaki örtünme şekillerinin yanlış olduğu sonucuna ulaşabiliriz.

Şimdi gelelim o eşlerinin ve yakınlarındaki bayanların nasıl giyindiğine:
Resulüllah (s.a.v) bir gün Hz. Aişe (r.anha)'nın evine girdi. Kız kardeşi Esma yanında idi. Üzerinde vücudunun her tarafını örten ve yenleri geniş bir elbise vardı. Resulüllah (s.a.v) onu görünce kalkıp dışarı çıktı. Hz. Aişe (r.anha) kızkardeşine "buradan uzaklaş Resulüllah (s.a.v) sende hoşlanmadığı bir şey gördü" dedi. Hz. Esma uzaklaştı arkasından Resulüllah (s.a.v) içeriye girdi. Hz. Aişe (r.anha) niçin kalkıp gittiğini sordu. Resulüllah (s.a.v) de elbisesinin yenini sadece parmakları görünecek şekilde ellerinin üzerine çekerek şöyle cevap verdi:

"Kız kardeşini görmedin mi? Müslüman bir kadın şurasından başkasını gösteremez." (Mecmeu’zzevâid nr:4168)
Bu olayda peygamberin şurası dediği yer elin parmaklarının bitiş yeridir. Bu noktayı göstererek bir kadının parmaklarından başka bir yerinin göstermemesi gerektiği belirtilir. 

Yine bu:
"Ey Esma! Şüphesiz kadın erginlik çagına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir." Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti." (Ebu Davûd, Libâs, 31) "Allah Teâlâ ergin kadının namazını başörtüsüz kabul etmez." (İbn Mâce, Tahâre, 132; Tirmizî, Salât, 160; Ahmed b. Hanbel, IV, 151, 218, 259)
Hadisten de anlaşılacağı üzere avuç içi ve yüz dışındaki noktaların gösterilmesi uygun karşılanmamaktadır.

Konuyla alakalı hadislerin bütününde verilen örnekler bu hadislerin paralelinde olduğu için hepsini aktarma gereği duymadım.

Bu hadis ve ayetlerdeki asıl amacın, cinsel arzuyu harekete geçiren giyimlerden uzak durulmasına yönelik tedbir olduğu aşikârdır. Bazı kapalı kadınların diğerlerine nazaran seks yönünden daha fazla çekici gelmesi buna tezat oluşturmaktadır.

Yaşadığım toplumda kimi kadınların siyah bir cilbab giymelerine ve sırf gözleri açık olasına rağmen erkekler tarafından baştan aşağı süzüldüklerine de bizzat şahit olmaktayım. Galiba bu da saklı olanda merak duygusunun arttığına dair ipucu taşıyor. Kapalı olup ta makyajdan kaçınmayanların yanında kapalı bayanlara daha fazla cinsel arzu duyan kişiler de olabilir. Bu da işin başka bir çıkmazı değil midir?  

Artık açık bir bayanın kapalı bir bayandan daha fazla şehvet uyandıracağı toplum tarafından aşılmıştır. Kimse kimseye sırf açık olduğu için daha çok cinsel arzu duymamakla birlikte duyanların baskılanmış dürtülerin esiri oldukları söylenebilir. Bu dürtüye sahip bireyler çoğunlukla dini tarikat veya cemaat içinden çıkmaktadır. Bu kısa önerme dahi İslam’ ın günümüzle zıtlığı konusunda ipucu verebilir.

Açık giyinmenin İslam'da meşru olduğuna dair bir iddia gelirse de bu iddia, Kur'an'ın zamana göre değiştirilebileceğinin ispatı olur. Bu ispat da zamana göre şekil alabilen kurallar yığının, zamana yenik düştüğünün göstergesidir. Zamana yenik düşmesi ise ilahi olmadığının ifadesidir.

Sonuç olarak, günümüzün örtünme usulleri örtünmenin yapılış amacının dışına çıktığı için yeterli değildir. Cilbab dışındaki örtünmeler ilgi çekiciliği artırdığından İslami kurallara uygun olduğu söylenemez.  Bu sebeple kapalı da olsalar her dakika kendi tabirleriyle "günahkârlığa" adım atıyorlar. Bütün bu batıl uygulamaların temelinde bilinçsiz toplum düzeyi yatmaktadır. Toplumlar, temel isteklerini bastırarak psikolojik bir dengesizliğe ulaşmaktansa seviyeli bir düzeyde yaşamayı kendine ilke edinmelidir. Buna giden yol ise olayları ve olguları bilinçsiz bir korku, zarar verici bir gelenek yerine mantık ölçüleri dâhilinde ele alıp davranmalarıdır. Kadınları veya erkekleri potansiyel cinsel suçlu sayıp kurallar koymaktan ziyade pozitif temelli eğitilmiş bir toplumla ölçülü adımlar atılmasının daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Bilgili ve kültürlü kalmamız, gerçeği aramamız temennisiyle esenlikler dilerim. 

Demir

3 yorum:

  1. Sen koskoca evreni yarat, kadının boynunun görünmesini yasakla. Ahahahah, hiçbir zaman sorgulanmıyor. Biraz mantıkla ortaya çıkacak oysa her şey. Biraz mantık.

    YanıtlaSil
  2. "Hangi örtünün giyileceği ile ilgili kesin bir ayet yazılmamasını ise Peygamber Muhammed'in bu denli çeşitliliği öngöremediği için o dönemde bulunduğu coğrafyada geçerli olan örtünün (cilbabın) baz alınarak bu ayetlerin yazıldığını varsayıyorum"
    Ayetlerdeki nasıl giyinmeli sorularını ararken Peygamber Efendimiz zamanını vurguluyorsunuz ama nasıl giyinilmemeli sorularını aramıyorsunuz. ""İki sınıf insan vardır ki, onlar cehennem ehlidirler; Bunlardan biri ellerinde sığırkuyruğu gibi kamçılar olup insanları dövecekler. Diğeri; vücutlarını belli edecek elbise giyen, bu elbiselerle erkekleri meylettirmek için kırıtarak yürüyen, saçlarını deve hörgücü gibi başlarında toplayan kadınlardır ki; bunlar cennete giremeyecek ve çok uzak mesafelerden bile hissedilen cennetin kokusunu dahi duyamayacaklardır." hadisinde gördüğünüz gibi "bu zamandaki kıyafet çeşitliliğini öngörememe" durumunun aksine tamda bu zamanda örtü diye giyilen kıyafetlerin aslında çıplaklık olduğu vurgulanıyor. Zamana yenik düşen İslam değil biz insanlardır. Biz 'zaman değişti' diyerek Kuran'dan uzaklaştıkça onu daha çok doğruluyoruz. Sizin sorguladığınız gerçekler de sorgulamalarınız da bunun bir kanıtı. Aslında sizin gözünüzden kaçmayan bu sorunlar Kuran'ın ilahi olmadığını değil aksine İlahi olduğunun kanıtı. Tabi bakan göze göre değişir bu gerçekler. Bakın yine Kuran'da ne diyor Araf suresi, 7/179: "Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler..."
    Düşünen ve araştıran insandan korkmam eninde sonunda doğru yolu bulur yeter ki taraflı değil nesnel bakabilsin, asıl araştırmadan sadece duymak istediklerini duyup onlarla hareket eden kraldan çok kral onlan insanlardan korkarım.
    Burcu

    YanıtlaSil
  3. Dünyada iki tür insan vardır. Beyinliler ve adsız gibi beyinsizler. Şüphesiz Allahu azim sümüklü böcekler ve beyinsizlerin çoğunu cehennemde şiş kebap olmak için yaradmışdır.Fakat beyinleri olmadığı için kulakları duysa da işitmez gözleri baksa da görmezler.allah bunlari yüce ve sonsuz adaletinin gereği olarak cehenneme atacakdır. Beyinli olanların şüphesiz bundan çıkaracakları hizmetler vardır.

    YanıtlaSil