Ay’ın Karanlık Yüzü: Saygı

Yorum Yok
Günümüz değerlerinin başında 'saygı' hiç eksik olmaz iken, kendimiz harici herkesi saygısızlıkla suçladığımız bir toplumda yaşar olduk. Giyim tarzımızın İslam'a uygunsuzluğu,  cenaze töreninde farklı inançlara sahip isen 'el açıp dua etmeme hakkının' asla (!) doğru karşılanmaması, İslam inancını benimseyen insanlara 'ben kalıpların ötesinde yaşıyorum' cümlesini kurduğunuzda dinsiz damgası yemeniz, işte uzayan bu liste 'saygısız' kalıbına girmemiz için en kısa yol ayrımlarından birkaçı. Herkesi bu kıyafete sığdırmıyorum elbette. Günlük hayatımda tanık olduğum rastlantılardan ibarettir sadece.

Niçin emeğinin ekmeği varken, çala çırpa kazançlar saygısızlık olmuyor da sadık olduğumuz tarzımız insanlara 'dedikodu' yapmaları için bahane olabiliyor? 

Niçin doğruluk ve dürüstlük, inancı bütün insanların ağzından düşmezken; mevzubahis 'dinsiz' kelimesine geldiğinde tüm soyut değerler yaşamını yitiriyor, en doğru kendileri oluyor?

Niçin 'dinsiz' insanlar edepsiz, ahlaksız ve inançsız kategorisine yem oluyor?

Niçin Alevi, Sünni, Arap ayrımlarından ötürü ülkemizde bir çok seven 'bizden değil' sebebinden birlikte olamıyor? Bu insan'a saygısızlık değil mi? En beteri değil mi?

Türk toplumunda ki erkek baskındır kalıbı yüzünden kaç kadın dayağa maruz kalıyor, farkında mısınız? Hiç acımasız hayat hikayelerine tanık olup da tüyleriniz ürperdi mi? Gözleriniz doldu mu sinirden?

Müslüman değilsen 'dinine saygısız' oluyorsun da neden; hayvanlara eziyet edince, doğayı vahşice katledince insanlığına laf gelmiyor sevgili vatandaşım (!)

'Niçin?' sorgulamaları uçsuz bucaksızdır bu noktada. Mühim olansa 'ben' takıntısını kavrayabilmektir. Fark ettiyseniz her soru işaretim, içinde korkunç yargılar barındırıyor. Bir yandan da esirlik, kölelik.

Doğruluk ve dürüstlük dinsel bir kavram değildir. Terbiye, ahlah, edep müslümanlığın getirisi asla değildir. Sadece yakıştırılmış kavramlardır.

Fark ettiyseniz 'kavramdır' diyorum. Herhangi bir kalıba mensup olmadan. Zira bunlar yalnızca; insan olabilmenin -tarafsız- temel ilkelerine dahildir.

Cuma namazlarına gitmeyen erkeklerimiz de incelik sahibi olabilir, mini etek giyen kadınlarımız da terbiye ahlakını rahatlıkla takınabililir. Arapça dua etmeden de ruhunu teslim edebilir, namazsız da meditasyon yapabilirsiniz. Sadece sizin tercihinizdir bizim yapmadıklarımız. Bundan ötürü bizi farklılaştırmanız?! Tam da bu noktada, 'saygısızlık' kavramını bir kez daha irdelemenizi öneririm.

Yargılamak çok kolaydır. Bardağın dolu tarafına bakmadan boşluğunu tanrılaştırmak.. Ben 'tamamım' fikrine erişebilmek. Halbu ki insan, ömrü boyunca gelişir, öğrenir, hata yapar, tekrarlar. Daha iyisine ulaşabilmek için azimle çabalar. Ve hiçbir zaman 'ben tamamım' raddesine erişemez. Yalnızca 'ERİŞTİĞİNİ SANIR'. Sanmayın ne olur! Yargılamayın. Sizden farklı düşüncelere sahip diye farklılaştırmayın! Dini, dili, ırkı, cinsiyet tercihi sizinle uyuşmuyor diye onu kötülemeyin. Dünya tüm renkleriyle güzel. Her ışıltısıyla. Siz seçersiniz hangi renklerde aidiyet hissine erişebileceğinize. Siz karar verirsiniz, bir başkaları değil. Siz yaparsınız yanlışı, sonra tekrar siz düzeltirsiniz. Düşünce gücünüz ve varoluşunuz yalnızca sizin bedeninize ait, bir başkasının himayesinde değil!

Aşkım Kapışmak'ın çok sevdiğim bir paylaşımı:
Nasıl tanıyorlar bukadar beni? Islattığım mendillerin sahipleri gibi hepsi.
Ne kolay hakkımda yargıları var herkesin, ben kendimi bilememişken nasıl tarif edebiliyorlar ki beni?
Hiçbiri acıma tanık olmamış, kahkahalarımın nedeni olmamış.
Annemden emdiğim sütün tadını bilmeden nasıl bir yere yerleştirebiliyorlar ki beni?
Kaç çiçeği koparıp pişman olduğumu biliyor musunuz?
Babamdan yediğim tokatın acısını kim tattı?
Hanginiz salondaki halım ile sohbetime tanık oldu?
Dualarımı ettiğim tanrıyı tanıştırmadım ki sizinle.. Ne düşündüğümü seslendirmedim ki.
Kim bilebilir benim bayrak aşkımı.
Dinimide pazara çıkarmadım, Atatürk sevdamı vitrinlere koymadım ki.
Ne olur susun, ne olur gözlerinizi alın üstümden.
Sizlerle sadece güneşim, ayım, yıldızlarım ortak. Ha birde nasılsın sorusuna aynı cevabı veriyorum 'iyiyim'.
Ben sablonlarınızın etiketi değilim, ben masanızda dedikodunuz olmak istemiyorum.
Beni bana bırakın. Bana isim takmayın, kimlik vermeyin, hapsetmeyin kalıplarınıza!
Ben insanım, canlıyım. Nefesim var, nedenlerim var sebeplerim var.
Bana sonuçlarımla koşmayın.
Biraz akıl biraz vicdan biraz da hoşgörü yeter bana.
İzin verin geleyim, izin isteyin getireyim;
Beni, seni bizi, birbirimizi.
Aleyna Duygu Tavşanlı 

0 yorum:

Yorum Gönder